logo

YSK İPTAL KARARI VE 4 ÜYEDEN HUKUK DERSİ

 

ysk (Copy)

YSK İPTAL KARARI VE 4 ÜYEDEN HUKUK DERSİ

YSK, 31 Mart’taki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın seçiminin yenilenmesi kararını 6 Mayıs’ta vermişti.

İstanbul seçimine yönelik Ak Parti ve MHP‘nin itirazlarının görüşüldüğü, 11 üyenin tamamının katılımıyla gerçekleşen toplantıda iptal kararı 4’e karşı 7 üyenin oyuyla alınmıştı.

YSK’nin 4 üyesinin muhalefet şerhiyle birlikte 250 sayfayı bulan gerekçeli kararında, seçimin iptali için “seçim sonuçlarına müessir (etkileyici)” olay ve hal olarak, “Sandık kurulu başkan ve üyelerinin kamu görevlisi olması zorunluluğuna uyulmaması” gösterildi.

YSK kararında ayrıca 108 sandıkta oy sayım cetvellerindeki usulsüzlük ve 706 kısıtlı/ölü/zihinsel özürlü seçmenin oy kullanmasını, tek başına seçim sonucuna müessir olmamakla birlikte, sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı biçimde belirlenmesi ile birlikte değerlendirildiğinde, seçimin güvenilirliğini ortadan kaldıran, seçim güvenliğini zedeleyici” unsurlar olarak nitelendirip iptale gerekçe yaptı.

Karara, YSK Başkanı Sadi Güven ile üyeler Cengiz Topaktaş, Kürşat Hamurcu ve Yunus Aykın muhalefet şerhi koydu.




mahkeme (Copy)

  • K A R Ş I O Y -

    YSK BAŞKANI SADİ GÜVEN

Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan YAVUZ Kurulumuz Başkanlığına verdiği 16/04/2019 – 20/04/2019 ve 22/04/2019 tarihli dilekçelerinde;

31 Mart 2019 Pazar günü İstanbul İlinde yapılan Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin Anayasanın 79, 2972 sayılı Kanunun 25 ve 29. maddeleri ile 298 sayılı Kanunun 14, 110, 112 ve 130. maddeleri gereğince seçimin neticesine müessir olaylar ve haller sebebiyle iptali ve yenilenmesi ile İstanbul İl Seçim Kurulunca düzenlenerek verilmiş olan Büyükşehir Belediye Başkanlığına ilişkin mazbatanın iptalini talep etmiştir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin neticesine müessir olaylar ve haller olarak;

- Bazı sandıklarda; oy pusulasının zarftan çıkmadığı, geçersiz oy pusulalarının torbada bulunmadığı,

-Oy sayım ve döküm cetvellerine ilişkin olarak usulsüzlükler olduğu, 5.388 adet mühürsüz, 694 adet imzasız, 214 adet boş, 498 adet eksik, 919 adet rakam belirtilmemiş, 1135 adet sayısı eksik oy sayım döküm cetveli olduğunu,

-          Oy sayım ve döküm cetvelleri ile sandık sonuç tutanakları arasındaki usulsüzlükler (oy kaydırmaları) olduğunu,

-          Sandık sonuç tutanaklarının 298 sayılı Kanuna ve Yüksek Seçim Kurulunun 138 sayılı Genelgesine aykırı şekilde düzenlendiğini,

geçersiz zarf sayısı ve geçersizlik sebebinin, eksik pusula çıkmış ise hangi seçim türüne ait olduğunun, boş zarf sayısının, itiraz üzerine geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulası toplamının, geçersiz sayılan oy pusulası sayısı ve geçersizlik sebebinin, hesaba katılmayan oy pusulası sayısı ve şikayetlerle ilgili kararların neler olduğunun yazılmadığını belirterek çeşitli ilçe seçim kurullarına ait örnek olarak 50 sandık numarası bildirmiştir.

-   Geçersiz oyların yeniden sayılması sırasında 4 torbada toplam 14 oy pusulası ile 20 geçersiz oy pusulasının çıkmadığını, kayıp olduğunu,

-   Anayasa ve 298 sayılı Kanun gereği oy kullanmaması ve seçmen olmaması gereken kısıtlı, ölü, tutuklu ve hükümlü olanların yerine oy kullanıldığını, bu kapsamda;

2.732 adet oy kullanan kısıtlı seçmen,

1.229 adet yerine oy kullanılan ölü seçmen,

10.290 adet hem cezaevi hem de başka seçmen listesinde kayıtlı seçmen,

5.287 adet İstanbul seçmen listesinde kayıtlı hükümlü seçmen, 236 adet İstanbul’da yerleşim yeri adresi cezaevi olan seçmen,

kayıtlı olduğunun tespit edildiğini, bu oyların toplam 19.774 olup sonucu etkilediğini,

-   Büyükçekmece İlçesinde usulsüz kaydedilen seçmen olup kamu binaları, tır parkları ve boş arsaların mesken gibi gösterildiğini,

-    298 sayılı Kanunun 8/1 maddesi gereği kısıtlıların seçmen olamayacağını, 21.782 kişinin zihinsel engelli olup kısıtlı olduğunu, bunların 424 kişisinin mahkeme kararı ile kısıtlı olduğunu;

-   Anayasa ve 298 sayılı Kanun gereği oy kullanmaması gereken kamu hizmetinden yasaklı olanların oy kullandığını, 6749 sayılı Olağan Üstü Hal Kapsamında alınan tedbirlere ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair Kanunun 4/2 fıkrasında “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler “bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler…” hükmüne yer verildiğini, Danıştay Sekizinci Dairesinin Esas 2017/5427 Karar 2017/7088 sayılı kararında “olayda 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yukarıda yer verilen hükümde, ekli listede emekli personel hakkında kamu hizmetinden yasaklanma kararı verildiği ve bu durumda olup, mahalli idare organlarındaki üyeliklere seçilenlerin seçilme yeterliliğini kaybetmiş olduğu açıktır” denildiğini, Danıştay İdari Dava Daireler Kurulunun 21/02/2018 tarih 2018/580 Esas, 2018/522 Karar sayılı kararında KHK ile ihraç edilen kişi ile ilgili kamu haklarından yasaklı olması nedeniyle meclis üyeliğinden düşürülmesi istemiyle ilgili seçilme yeterliliğini kaybedip kaybetmediğine ilişkin incelemenin Danıştayca yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığına karar verdiğini, KHK ile ihraç edilen 14.591 kişinin 298 sayılı Kanunun 8. maddesi kapsamında oy kullandığını ve sonucu etkilediğini,

-     Sandık kurullarının oluşturulmasına dair 298 sayılı Kanuna açık aykırılık ve usulsüzlük olduğunu, mülki idare amiri tarafından ilçe seçim kuruluna gönderilen kamu görevlileri listesi dışına çıkılarak, yerleşim yeri adresi ve görevi dışına çıkılarak görevlendirme yapıldığını, kamu görevlisi sıfatı taşımayan kişilerden atama yapıldığını, kamu görevlisi olsa bile görev verilemeyecek kişilerin listeye eklendiğini, bu kapsamda;

31.280 sandık başkanının 6.539’unun kamu görevlisi olmayanlar arasından,

31.280 sandık kurulu memur üyesinin 13.084’ünün kamu görevlisi olmayanlar arasından atandığını,

bunların içinde “hademe, hizmetli, aşçı, garson, şoför, bahçıvan, hemşire” olduğunu,

Sandık kurullarının kanuna aykırı oluşturulması nedeniyle bazı olumsuzluklar oluştuğunu bunların;

-  Oy verme esnasında seçmene telkinde bulunma,

-   Seçmene İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine ait oy pusulasını eksik veya fazla verme,

-  Oy sayımında partiler arasında kaydırma ve yanlış işlemler yapma,

-    Oy sayım ve döküm cetvellerinin torba içinde bulunmama durumları olup her iki aday arasındaki oy farkı gözönüne alındığında tam kanunsuzluk olduğu, kasten veya organize yapılan bu usulsüzlüklerin seçimin neticesine müessir olaylar ve haller kabul edilerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin Anayasanın 67, 79 ve 2972 sayılı Kanunun 25 ve 29. maddeleri ile 298 sayılı Kanunun 14, 110, 112 ve 130. maddeleri kapsamında iptal edilerek yenilenmesine ve İstanbul İl Seçim Kurulunca düzenlenerek verilmiş olan Büyükşehir Belediye Başkanlığına ilişkin mazbatanın iptaline karar verilmesini talepetmiştir.

Talep, 31 Mart 2019 Pazar günü yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde oluştuğu ileri sürülen seçimin neticesine ve dürüstlüğüne müessir olaylar nedeniyle seçimin iptali ve yenilenmesi ile mazbatanın iptaline ilişkindir.

Yüksek Seçim Kurulunca;

-  Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından verilen 16/04/2019, 20/04/2019 ve 22/04/2019 tarihli dilekçeler birlikte değerlendirilerek karar verilmiştir.

Yüksek Seçim Kurulu T.C. Anayasası 79, 298 sayılı Kanunun 113/3 ve 7062 sayılı Kanunun 4/3 maddesi gereğince 11 kişiden oluşan üye tam sayısı ile yaptığı toplantı sonunda;

06/05/2019 tarih, 2019/4219 sayılı kararıyla;

a)   Bir kısım sandık kurullarının, ilçe seçim kurullarınca Kanuna aykırı oluşturulması ve bu hususun da seçim sonucuna müessir olması nedeniyle, 31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali ile yenilenmesine,

b)   İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Mazbatasının iptaline,

c)     İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yenileme seçiminin 23 Haziran 2019 tarihinde yapılmasına,

oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Yüksek Seçim Kurulumuz Adalet ve Kalkınma Partisince kısa karara gerekçe yapılan hal dışında gösterilen olay ve halleri seçimin neticesine müessir olarak kabul etmemiş olup bu kabul Yüksek Seçim Kurulunun istikrar kazanmış içtihatlarına da uygundur.

Sandık kurullarının Kanuna aykırı oluşturulması nedeniyle seçimin iptali kararına ise katılmak mümkün olmamıştır.

Yaptırılan inceleme neticesinde; bazı sandıkların sayım döküm cetvellerinin mühürsüz, bazılarının mühürlü, bazılarının da bir sahifesinin mühürlü, bir sahifesinin mühürsüz olduğu görülmüştür. 101 sayım döküm cetvelinin dolu ancak imzasız olduğu anlaşılmıştır. 214 adet sayım döküm cetvelinin boş olduğu ileri sürülmüş ise de 22 sandığa ait sayım döküm cetvelinin boş olduğu, 4 ayrı türde oy kullanılan aynı sandıkların 19’unda ilçe belediye başkanlığı ve belediye meclisi seçimine ait sayım döküm cetvelinin bulunduğu, tamamının sandık sonuç tutanaklarının olduğu, Adalet ve Kalkınma Partisi Temsilcisinin bu sandıklarda görev yaptığı anlaşılmıştır.

Bazı sayım döküm cetvelinde döküm neticesinin rakamla yazılmadığı, bazılarında kurul üyelerinin bazılarının imzasının eksik olduğu ve 40 sandıkta sayım döküm cetveli, sandık sonuç tutanağa aktarılırken hata yapıldığı görülmüştür.

298 sayılı Kanunun 100. maddesinde zarfların açılması, oyların sayım ve dökümünün nasıl yapılacağı belirlenmiş olup bu işlemlerde bir takım eksikliklerin olduğu tespit edilmiştir.

Ancak 298 sayılı Kanunun 105. maddesinde

Sandık kurulu, her seçim türü için ayrı hazırlanmış sandık sonuç tutanağını, iki nüsha olarak, sayım ve döküm işlemleri sırasında elde edilen bilgilere ve sayım ve döküm cetveli sonucuna göre düzenler. Bu tutanakların ait olduğu bölümüne, her seçim türüne ilişkin bilgiler eksiksiz olarak işlendikten sonra, başkan ve üyeler tarafından ad ve soyadları yazılarak imzalanır ve sandık kurulu mührü ile mühürlenir.

Yukarıdaki fıkra gereğince işlenmesi gereken bilgiler şunlardır: 

1.  Sandığın bulunduğu ilin, ilçenin ve seçim bölgesinin adı ile sandığın numarası.

2.  Oy vermenin yapıldığı tarih ve gün.

3.   Oy sandığının sandık kurulu üyeleri ve seçim yerinde bulunanlar önünde açılış saat ve dakikası ile şayet sandık saat 17.00′den sonra açılmış ise bunun sebebi.

4.  Oy verme saati bitiminde sırada bekleyen ve oy kullandırılan seçmen sayısı.

5.  İlçe seçim kurulundan teslim alınan toplam zarf sayısı ile kullanılmayarak artan zarf sayısı.

6.   İlçeseçimkurulundanteslimalınantoplamoypusulasısayısıilekullanılmayarak artan oy pusulası sayısı.

7.  Sandık seçmen listesinde yazılı olan seçmenlerin sayısı.

8.    Sandık seçmen listesinde kayıtlı olmayan ancak bu Kanun gereği o sandıkta oy kullanan seçmen sayısı.

9.  Oy kullanan seçmenlerin toplam sayısı.

10.   Sandıktan çıkan zarf sayısı.

11.   Geçerli zarf sayısı.

12.   Geçersiz zarf sayısı ve geçersizlik sebebi.

13.    Zarf sayısı oy kullanan seçmen sayısından fazla ise, eşitliği sağlamak amacıyla yakılan zarf sayısı.

14.    Belediye seçimlerinde, oy zarfı içinden eksik oy pusulası çıkmış ise eksik çıkan oyların hangi seçim türüne ait olduğu ve sayısı.

15.   İçinden hiç oy pusulası çıkmayan boş zarf sayısı.

16.   İtiraz edilmeksizin geçerli sayılan oy pusulalarının sayısı.

17.   İtiraz üzerine geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulası toplamı.

18.   Geçerli oy pusulalarının toplamı.

19.   Geçersiz sayılan oy pusulası sayısı ve geçersizlik sebebi.

20.   Hesaba katılmayan oy pusulası sayısı ve hesaba katılmama sebebi.

21.   Geçersiz sayılan veya hesaba katılmayan oy pusulası toplamı.

22.   Siyasi partilerin ve bağımsız adayların aldıkları toplam geçerli oylar ile ittifakların her birinin aldığı toplam geçerli ortak oyların yazı ve rakamla belirtilecek sayısı.

23.   Oylama iş ve işlemlerine ve oyların sayım ve dökümüne dair yapılan şikâyetlerle bunlara ait kararların nelerden ibaret bulundukları.

24.   Birden fazla sayım ve döküm yapılmış ise sayısı.

25.     Sayım ve döküm sonucunun başkan tarafından orada hazır bulunanlara ilan edildiği.

Sandık sonuç tutanağının onaylı bir sureti, sandık kurulu tarafından sandığın konulduğu bina veya yapıda herkesin görebileceği bir yere asılır. Bu tutanaklar oy verme gününden itibaren bir hafta süreyle asılı kalır.

Sandık sonuç tutanağının birer sureti, o seçim çevresinde seçime katılan ve talep eden siyasi parti ve bağımsız adayların müşahitlerine, yeteri kadar hazırlanarak sandık kurulu başkanı ve üyelerince imzalandıktan ve mühürlendikten sonra verilir. Bu tutanaklar, talep halinde öncelikle sandık kurulunun siyasi partili üyelerine imza karşılığı verilir. Ancak bu halde, o partinin müşahidine ayrıca tutanak verilmez. Müşahitlere verilecek sandık sonuç tutanakları, çok yapraklı kopyalı suret biçiminde hazırlanır. Sandık sonuç tutanağı verilen müşahit ve sandık kurulu üyelerinin ad ve soyadları ile temsilcisi oldukları siyasi partinin adı veya bağımsız adayın adı ve soyadı sandık kurulu tutanak defterine yazıldıktan sonra tutanağın teslim alındığına dair imzaları alınır.

Sandık kuruluna, her seçim türü için oy pusulasındaki siyasi parti ve bağımsız aday sayısından beş fazla sayıda sandık sonuç tutanağı verilir. Bu tutanakların düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir”hükmü mevcuttur.

Bu sandıkların tamamına yakınında Adalet ve Kalkınma Partisi ile birlikte diğer partili üyeler görev yapmış ve sandık sonuç tutanaklarını imzalamıştır. Bu eksiklikler sonradan ilgililerince tamamlanabilecek bir noksanlıktır. Önemli olan sandık sonuç tutanağının sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanmasını müteakip ilçe ve il birleştirme tutanaklarına ve dolayısıyla SEÇSİS sistemine doğru aktarılmasıdır.

İmzasız 101 sayım döküm cetvelinin tamamında başkan ve memur üye ile birlikte Ak Parti ve üç sandık hariç CHP tüm sandıklara üye vermiş olup hatta Adalet ve Kalkınma Partisi 145, Cumhuriyet Halk Partisi 120 olmak üzere bazı sandıklarda 1’den fazla üye ile temsil edilmişlerdir.

Ayrıca imzasız sayım döküm cetvelleri ile sandık sonuç tutanakları uyumlu olup seçim iptal nedeni olabilecek bir uyumsuzluk görülmemiştir.

Sayım döküm cetveli olmayan 22 sandıkta görev yapan sandık kurulu üyeleri aynı sandıklarda diğer seçim türüne ait 19 sandığın sayım döküm cetvellerini ve 22 sandığın  sandık sonuç tutanağını doldurduğuna ve tutanak defterine bir itiraz yapılmadığına göre siyasi partilerin müşahitlerinin ve oy verme yerinde hazır bulunanların huzurunda oy sayım ve döküm işleminin yapılmış olması karşısında sayım ve dökümün sandık başında denetlendiğinin ve buna göre sandık sonuç tutanağının tanzim edildiğinin kabulü gerekmekle bu eksiklikler tüm Kurulca iptal nedeni olarak görülmemiştir.

Maddi hatalarla ve kaydırmalarla ilgili usulsüzlükler giderilerek, SEÇSİS’e işlendiğinden iptal nedeni kabul edilmemiştir.

Sandık sonuç tutanağındaki geçersiz oyların geçersizlik nedenlerinin yazılı olmayışı  da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine yönelik 39 İlçede geçersiz oylar yeniden sayıldığından iptal nedeni olarak görülmemiştir.

İstanbul Büyükçekmece İlçesinde hayali bina oluşturarak, kamu binalarını, tır parklarını, boş arsaları mesken gibi göstererek usulsüz seçmen kaydı yapıldığı ve bununla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığı ileri sürülmüş ise de, kesinleşmiş seçmen kütüklerindeki yolsuzluklara ve 298 sayılı Kanunun 130. maddesinin 1. fıkrasının 6. bendindeki hükme dayanılarak mazbatanın veya seçimin iptali istenemeyeceğinden (YSK 2004/436, 2014/3119)

Ayrıca 298 sayılı Kanuna ilişkin yolsuzluk yapan şahıslar aleyhine ilgili mercilerce takibat yapılması, dava açılması suçların takibi yönünden doğal olup, bu bağlamda yürütülen ceza davaları ile verilen ceza mahkumiyetleri seçimin iptalini gerektirmeyeceğinden (YSK 2005/539) seçmen listelerinde usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle seçimin iptali talebi kabul edilmemiştir.

İki aday arasındaki oy farkı 13.729 olup 2.732 oy kullanan kısıtlı seçmen, 1.229 adet ölü yerine oy kullanan seçmen, 10.290 hem cezaevi listesi hemde ikametgahı seçmen listesinde kayıtlı olup oy kullanan seçmen, 5.287 adet İstanbul seçmen listesinde kayıtlı hükümlü seçmen, 236 yerleşim yeri cezaevi olan seçmen, 21.358 zihinsel engelli seçmen, ek 5.315 kısıtlı seçmenin oy kullandığı ileri sürülmüş ise de bu nedenlere dayalı usulsüz oy kullanıldığı tespit edilen kişi sayısı 706 olup sonuca etkili görülmemiştir, iptal nedeni sayılmamıştır.

Kamu Hizmetinden yasaklıların oy kullanmasıyla ilgili olarak; 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan 27. Dönem Milletvekili seçiminde aday gösterilen İbrahim Özden KABOĞLU’nun milletvekili seçilme yeterliliği bulunmadığı 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesinin Ek 1 sayılı listesi ile Marmara Üniversitesindeki memuriyet görevinden ihraç edildiği, kamu hizmetinden yasaklı olduğundan milletvekili adaylığının iptal edilmesi istenilmiş olup yapılan değerlendirme sonucunda, Yüksek Seçim Kurulunun 28/05/2018 tarihli, 2018/613 sayılı kararında;

Resmî Gazete’nin 07/02/2018 tarihli, 29972 Mükerrer sayılı nüshasında yayımlanan 686 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) “Kamu personeline ilişkin tedbirler” başlıklı 1. maddesinin (2). fıkrasında; “Birinci fıkra gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın, rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler …” düzenlemesi yer almaktadır.

686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de yer alan “kamu hizmetinde istihdam edilemezler” kuralı, Kanun Hükmünde Kararname ile görevinden çıkarılanların idarenin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin görülmesinde çalıştırılamayacakları anlamına gelmekte olup, milletvekillerinin idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gören memur ve diğer görevliler kapsamında değerlendirilemeyeceği tartışmasızdır.

Kurulumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; Anayasanın 76., 2839 sayılı Kanunun 11. maddesindeki, kamu hizmetlerinden kısıtlılık halinin mahkeme kararına dayanması gerektiği, ilgili hakkında kısıtlılığa ilişkin herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığı, 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesinin (2). fıkrasındaki düzenlemenin de milletvekilliğini kapsamadığı anlaşılmakla, itirazın reddine karar verilmesi gerekmiştir.” demek suretiyle kapsamı belirlemiş ve düzenlenmenin milletvekilliğini kapsamadığını oy birliği ile tespit etmiştir.

Seçilme hakkı olan kişi için seçme hakkı olmadığı söylenemez. Kaldı ki Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilenler 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili seçimi ile 31 Mart 2019 tarihinde yapılan Mahalli İdareler Seçimlerinin tamamında oy kullanmış olup Adalet ve Kalkınma Partisinin bu itirazı iki sayın üyemizin muhalefeti ile ve çoğunluk kararı ile iptal nedeni olarak değerlendirilmemiştir.

Buraya kadar zikredilen hususlar Kurulumuzca seçim sonucuna müessir kabul edilmemiştir.

Sayın çoğunluk ilçe seçim kurullarınca bir kısım sandık kurullarının, Kanuna aykırı oluşturulması ve bu hususun da seçim sonucuna müessir olması nedeni ile seçimin iptaliyle yenilenmesine kararı vermiş olup katılmak mümkün olmamıştır. 

Kurulda 212 sandık ve ilave 41 sandık üzerinde yapılan değerlendirmede, ilçe seçim kurullarınca bildirilen listeye göre 222 sandık kurulu başkanının özel şirket çalışanlarından görevlendirildiği ve bunun sonuca etkili olduğu çoğunluk tarafından benimsenmiştir. Gerekçe olarak da sandık kurulu başkanlarının belirlenme usulünün 298 sayılı Kanunun 22. maddesinde tespit edildiği “ilçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi, mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulu başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanı sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekmek suretiyle tespit eder ve bu kişiler arasından mani hali bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirler” hükmüne aykırı oluşturulduğu, bunun kanuna aykırı olup sandıkta usulsüzlüklere neden olduğu ve seçim sonucunu etkilediği gerekçesine dayanmıştır.

298 sayılı Kanunun 22. maddesi tüm kamu görevlilerinin listesinin mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresi esas alınmak suretiyle ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderileceğini ve İlçe Seçim Kurulu Başkanının sandık kurulu başkanlarını bu kamu görevlileri arasından ad çekme ile tespit edeceğini hüküm altına almıştır.

İlçe seçim kurulu başkanı bu şekilde gelen listelerden ad çekme işlemlerini 298 sayılı Kanunun 23/8 fıkrası uyarınca ilçe seçim kurulu huzurunda yapmak zorundadır. İlçe seçim kurullarının tümünde Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisinin üyesi görev yapmaktadır.

Yasa koyucu sandık kurulu başkanlarının usulsüz atanmalarını tam kanunsuzluk nedenine dayalı mutlak iptal sebebi saymamıştır. Yüksek Seçim Kurulu da kararlarında tam kanunsuzluk nedeniyle iptal sebebi saymamıştır. 298 sayılı Kanunun 119. maddesinde “sandık kurullarının teşkiline dair, ilçe seçim kurulu veya başkanı tarafından yapılan işlemlerin düzeltilmesi için, bu işlemlerin neticesinden itibaren en geç iki gün içinde şikayet yoluyla düzeltilmesi istenebilir.

Şikayetin reddine dair olan kararlara karşı bildirilmesinden veya tebliğinden itibaren iki gün içinde il seçim kuruluna itiraz olunur. İl seçim kurulları, iki gün içinde kesin karar verirler.

Bu şikayetin yapılmamış olması sandık kurulunun teşekkülüne karşı itiraza engel değildir.

Ancak, bu itirazın teşekkülünden itibaren iki gün içinde il seçim kuruluna yapılması

şarttır.

İl seçim kurulunun vereceği karar kesindir.” hükmü getirilmiştir.

212 adet sandık kurulu başkanının yasaya aykırı şekilde görevlendirildiğinde şüphe

yoktur. Sandık kurullarının yasada öngörülen şekilde atanmaması halinde yapılacak işlem Yüksek Seçim Kurulunun 13/12/2018 tarihli 2018/1105 sayılı kararıyla kabul edilen seçim takvimine göre 02 Mart 2019 tarihinde sandık kurullarının teşkiline dair ilçe seçim kurulu kararlarına karşı yapılan itirazın il seçim kurulunca kesin olarak karara bağlamasının son günü şeklinde düzenleme ile belirlenmiştir.

Yüksek Seçim Kurulu Mustafakemalpaşa İlçesinde sandık kurulu başkanının “belediyede çalışan müdür ve müdür yardımcılarından oluştuğu bu durumun tam kanunsuzluk hali olduğu ve bu sandıklarda seçim iptali söz konusu olduğu halde seçim sonuçlarının değişeceğini belirterek seçimin iptali ile yenilenmesi” iddiası üzerine sandık kurulu başkanının çalıştığı kurumun niteliği ile ilgili değerlendirmeye girmeden sandık kurullarının teşkiline ilişkin itirazın Yüksek Seçim Kurulunun 2018/1105 sayılı seçim takvimine göre 02 Mart 2019 tarihinde kesin olarak karara bağlanması nedeniyle tam kanunsuzluk iddiasına ilişkin talebin reddine karar vermiştir.

Kurullarda görev alamayacak olanların belirlendiği 298 sayılı Kanunun 26. maddesinde “idare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanununun 3üncü maddesinde yazılı askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri ve adaylar bu kanunda gösterilen kurullara seçilemezler” hükmü mevcuttur.

29 Mart 2009 günü Akdağmadeni Oluközü Beldesinde yapılan Belediye Başkanlığı ve Belediye Meclis üyeliği seçimlerinde 1058 ve 1061 nolu sandıklarda görev yapan iki kişinin seçime katılan partiden aday gösterildiği gerekçesiyle yapılan itiraz üzerine Yozgat İl Seçim Kurulu, Akdağmadeni İlçe Seçim Kurulunun red kararını kaldırarak 02/04/2009 tarih 2009/37 sayılı kararı ile sandık kurulunun 298 sayılı Kanunun 26. maddesine aykırı oluşturulduğu gerekçesiyle seçimlerin yenilenmesine karar vermiştir.

Yozgat İl Seçim Kurulunun 02/04/2009 tarihli 2009/37 sayılı kararına yapılan itiraz üzerine Kurulumuz 03/04/2009 tarih 2009/640 sayılı kararla itirazı 298 sayılı Kanunun 119. maddesi gereğince değerlendirilerek, Yozgat İl Seçim Kurulunun seçimlerin yenilenmesine dair kararını “sandık kurullarının kuruluşuna ilişkin işlemlerin kesinleşmesinden sonra bu kuruluşa karşı yapılacak itirazlar seçimden sonra o seçimlerin iptali için bir itiraz sebebi olarak ileri sürülemez gerekçesi ile Yozgat İl Seçim Kurulunun 02/04/2009 tarihli 2009/37 sayılı kararının kaldırılmasına karar vermiştir.

27/04/2009 tarih 2009/1616 sayılı kararda;

Adıyaman İli Merkez İlçesi Yaylakonak beldesi Merkez Mahallesinde kurulan 2028 ve 2029 nolu sandıklarda görev yapan Z.G ile H.D’nin aynı zamanda Belediye Meclis üyeliğine aday oldukları, ancak aday olan kişilerin 298 sayılı Kanunun 26. maddesine göre aday olmaları nedeniyle kurullarda görev alamayacaklarından seçimlerin yenilenmesi talep edilmiştir.

Yüksek Kurul “Kurulumuzca dosyadaki belgelerin incelenmesinden, her ne kadar 298 sayılı Kanunun 26’ıncı maddesi uyarınca aday olanların kurullarda yer alması mümkün değil ise de bu aykırılığın seçimin iptaline neden olabilmesi için neticeye müessir olduğunun kanıtlanması gerektiği” gerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir.

Kurulumuz 10/04/2004 tarih 2004/1093 sayılı kararında Mahalli İdareler Genel Seçiminde Artvin Merkez İlçe Belediye Başkanlığı seçimlerinde seçime katılan partinin İl Genel Meclisi adayının sandıkta görev alması nedeniyle seçimin iptali talebini 298 sayılı Kanunun 119. maddesindeki düzenlemeyi yazdıktan sonra “Olayda, sandık kurulunun teşkiline dair yasal süre içinde İlçe Seçim Kuruluna itirazda bulunulmadığından bu süreden sonra yapılan itirazın reddi gerekmektedir” gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir.

Sandık kurullarının oluşmasında usulsüzlük yapıldığından bahisle Tunceli Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptali talebini de 03/04/2004 tarih 2004/932 sayılı kararla aynı gerekçe ile reddetmiştir.

298 sayılı Kanunun 21. maddesi gereğince bir başkan 6 asıl ve 6 yedek  üyeden kurulan sandık kurullarında 298 sayılı Kanunun 23. maddesi gereğince o seçim çevresinde seçime katılan ve ilçede teşkilatı bulunan siyasi partilerden, son milletvekili seçiminde, o ilçede en çok oy almış olan beş siyasi parti üyesi de görev almaktadır. 

31 Mart 2019 günü İstanbul’da 39 ilçede 31.186 sandıkta seçim yapılmıştır. Bu sandıklara Adalet ve Kalkınma Partisi 45.023, Cumhuriyet Halk Partisi 37.009, Milliyetçi Hareket Partisi 1.502, Saadet Partisi 8.925, Halkların Demokratik Partisi 9.357 olmak üzere diğer siyasi partilerle birlikte 106.384 partili üye görev yapmıştır.

Dosyadaki belgelere göre; kamu çalışanı olmadığı halde sandık başkanı olarak görev yapan 754 kişinin görev yaptığı sandıkların 750 tanesinde Adalet ve Kalkınma Partili üye görev yapmış olup bu sandıklara 1.104 üye vermekle 354 sandıkta iki üye ile temsil edilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi de aynı sandıkların 3 tanesine üye vermemiş, 28 üye göreve gelmemiş, diğer 723 sandıkta üyesi görev yapmıştır. Aynı sandıklara toplamda 979 üye veren Cumhuriyet Halk Partisinin de 256 sandıkta iki üyesi görev yapmıştır. Bu sandıklarda ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Saadet Partisi, İyi Parti, Demokratik Sol Parti, Büyük Birlik Partisi, Demokrat Partili ve Vatan Partili üyeler de görev yapmıştır.

Sayım döküm cetvelinin olmadığı 22 sandıkta ise başkan hariç Ak Parti 36, Cumhuriyet Halk Partisi 33, Halkların Demokratik Partisi 12, Saadet Partisi 12, İyi Parti 1, seçmen 5 üye ve 22 memur üye görev yapmıştır. Bazı partilerin bir sandıkta ikişer üyesi görev yapmıştır.

31 Mart 2019 günü İstanbul’da yapılan seçimde; 2018 yılında değişen 298 sayılı Yasanın 22. maddesine aykırı sandık kurulu başkan ve üyesinin görevlendirildiği şüphesizdir. 2004 ve 2009 yılında Yüksek Seçim Kurulu tarafından verilen kararlar emsal olmaz denilebilir ise de kararlar verildiği tarihte yürürlükte bulunan yasadaki sandık kurulu başkan ve üyelerinin belirlenme usulüne aykırılık haline ilişkin olmakla 298 sayılı Kanunun değişik

22.   maddesine aykırılıktan farklı değildir.

Sandık kurullarının usulsüz oluşması tam kanunsuzluk halini oluşturmaz. Sandık kurullarının kuruluşuna ilişkin işlemlerin kesinleşmesinden sonra bu kuruluşa karşı yapılacak itirazlar seçimden sonra o seçimlerin iptali için tek başına bir itiraz sebebi olarak ileri sürülemez.

298 sayılı Kanunun 21 ve 23. maddeleri gereği 5 kişisi siyasi parti temsilcisi olup 7 kişiden oluşan sandık kurulunda siyasi partili üyelerle birlikte görev yapan usulsüz atanmış sandık kurulu başkanının 31 Mart 2019 günü yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine ilişkin maddi hatalar giderilip geçersiz oyların tamamının yeniden sayılması karşısında tek başına seçimin neticesine tesir ettiğine ilişkin seçimin iptalini gerektirir tespit olmadığından sayın çoğunluğun seçimin iptali ile yenilenmesine ilişkin kararına katılınamamıştır.

- K A R Ş I O Y -

YSK ÜYESİ CENGİZ TOPAKTAŞ

31/03/2019 tarihinde yapılan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından, olağanüstü itiraz yoluyla iptalinin istenilmesi üzerine, Kurulumuz seçimin iptaline ve 23/06/2019 tarihinde yenilenmesine oy çokluğuyla karar vermiştir.

Kurulumuzun çoğunluk görüşü; sandık kurulu başkanı ve bir üyesinin kamu görevlilerinden belirlenmemiş olması, diğer bir deyişle 298 sayılı Kanunun 22 ve 23. maddelerine uygun bir şekilde sandık kurulu oluşturulmadığı gerekçesine dayanmaktadır.

Kurulumuz çoğunluğunun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali yönünde verdiği bu karara katılmam mümkün değildir şöyle ki;

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 21. maddesi; “Sandık kurulu bir başkan ile altı asıl ve altı yedek üyeden kurulur. Bu kurul asıl üyeleriyle toplanır.”

298 sayılı kanunun sandık başkanının belirlenmesi başlıklı 22. maddesi; “İlçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi, mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri  esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulu başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanı sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişiler arasından mani hali bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirler.

Sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi halinde, kamu görevlileri arasından belirlenen üye, bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık eder.”

298 sayılı kanunun sandık kurulu üyelikleri başlıklı 23. maddesi; “Sandık kurulu üyelikleri aşağıdaki şekilde belli edilir:

İlçe seçim kurulu başkanı, o seçim çevresinde seçime katılan ve ilçede teşkilatı bulunan siyasi partilerden, son milletvekili genel seçiminde o ilçede en çok oy almış olan beş partiye, her sandık için birer asıl ve birer yedek üye adını beş gün içinde bildirmelerini tebliğ eder.

Bu yoldan tespit edilen sandık kurulu üye sayısı beşten az olduğu takdirde, eksik kalan üyelikler, aynı şartları taşıyan diğer siyasi partilerden, aldıkları oyların büyüklük sırasına göre, aynı usulle tamamlanır.

Oylarda eşitlik halinde ad çekilir.

Yukarıdaki hükümlerin uygulanmasına rağmen beş asıl ve beş yedek üyenin tümü belirlenemediği takdirde, o ilçede seçime katılan ve teşkilatı bulunan diğer siyasi partiler arasında ad çekilir. Ad çekmedeki sıraya göre, adı çıkan, eksik üyelik sayısı kadar siyasi partinin yukarıda yazılan usulle bildireceği kimseler, sandık kurulu üyesi olur.

İlçe seçim kurulu başkanı, sandık kurulunun kalan bir asıl ve bir yedek üyesini belirlemek için önce, 22 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca bildirilen listeden sandık kurulu başkanı olarak belirlenmeyenler arasından, ihtiyaç duyulan sandık kurulu üye sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişilerden mani hali  bulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarak belirler.

Yukarıdaki fıkralar gereğince belirlenen sandık kurulu asıl üyelerinden göreve gelmeyenin yerine, öncelikle, gelmeyen üyenin yedeği alınır. 

Sandık kurulu başkan ve üyelikleri için ad çekme işlemleri, ilçe seçim kurulu huzurunda, bu kurulun başkanı tarafından yapılır.

Üyeliklerin bu şekilde doldurulması mümkün olmazsa, eksikler, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o çevrede bulunan ve sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca olmayan kimselerden doldurulur.”

298 sayılı Kanunun adaylar ve müşahitleri başlıklı 25. maddesi; “Sandık başı işlemlerini takibetmek üzere, siyasi partiler ve bağımsız adaylar, birer müşahit gönderebilirler.”

298 sayılı Kanunun kurullarda görev alamayacaklar başlıklı 26. maddesi; “İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanununun 3 üncü maddesinde yazılı askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar, bu Kanunda gösterilen kurullara seçilemezler.

648 sayılı Siyasi Partiler Kanununa göre, siyasi partilere üye olamayacak kimseler; bu kurullarda üye, müşahit veya temsilci olarak, siyasi partiler tarafından görevlendirilemezler.”

298 sayılı Kanunun 130/2 maddesi; “Şu kadar ki; siyasi partilerin il başkanlarıyla genel merkezleri veya bağımsız aday tarafından tutanağın düzenlenmesinden sonra (7) gün içinde seçimin neticesine müessir olaylar ve haller sebebiyle yapılan itirazlar, seçimin sonucu hakkında kesin karar vermek yetkisine sahip olan kurullarca, seçimin neticesine müessir görüldüğü takdirde, alt kademelerce verilen kararların kesin veya kesinleşmiş olması veya kurullara derece derece ve müddeti içinde müracaat edilmemiş olması, bu itirazın incelenmesine ve reddine sebep teşkil etmez.”

şeklindedir.

Öncelikle, sandık kurulunun kamu görevlisi olması gereken sandık başkanı ve bir üyesinin kanunda belirtilen usule göre belirlenmemiş olmasının mutlak ve başlı başına bir iptal nedeni olup olmadığı tartışılmalıdır. Sandık başkanı ve bir üyenin kanunda belirtilen usule göre belirlenmemiş olmasının mutlak ve başlı başına bir iptal nedeni olmadığını belirtmeliyim. Seçimin iptali ile ilgili yapılacak değerlendirmede, bu konudaki kanun maddelerinin bir bütün olarak ele alınması ve yorumlanması zorunluluğu vardır. Kamu görevlisi olması gereken sandık başkanı ve bir üyenin kanundaki usule uyulmadan belirlenmesi halinde bunun 298 sayılı Kanunun 130/2 maddesine göre tek başına seçimin neticesine müessir olup olmadığına bakılacaktır. Nitekim itiraz nedeniyle yapılan araştırmada, seçim sonuçlarının bir parti lehine değiştirilmesi için örgütlü bir şekilde hareket edildiği tespit edilememiştir. Sandık kurullarının oluşturulması sırasında yapılmaması gereken ancak zaman zaman ve değişik tarihlerdeki seçimlerde de yapılan ihlaller yapılmıştır.

Bu konu değerlendirilirken Yüksek Seçim Kurulunun değişik zamanlarda vermiş olduğu kararlara da bakmak gerekmektedir. Yüksek Seçim Kurulu değişik zamanlarda verdiği istikrar kazanan kararlarda, sandık kurullarının oluşumundaki ihlallerin tek başına sandık sonuçlarının geçerli sayılmamasına neden olamayacağını belirtmiştir. Bu konuda çok sayıda örnek karar bulunmaktadır. Yüksek Seçim Kurulunun 18/11/1970 ve 370 sayılı kararında; “Sandık kurullarının 298 sayılı Yasanın 23 üncü maddesine uygun adette aza ile kurulmadığı ve noksan üyeliklerin seçme yeterliliğini haiz kimseler tarafından dahi doldurulmamış olduğu seçim kurulunun ….. numaralı sandıklarda iddiaya uygun şekilde tutanakların bir başkan ve  iki aza tarafından imza edilmiş olduğunun tespiti ile kısmen sübut bulmuş ise de sandık kurullarının teşekkül tarzı seçim sonuçlarına etkili değildir. Kaldı ki bu tarz kuruluşun seçim sonucunu ve bilhassa itinalının hukukunu herhangi bir şekilde ihlal ettiği iddia ve belgelendirilmiş değildir. Bu yoldaki itirazın da iddianın seçim sonucuna etkili olmaması ve belgesizlik nedeniyle reddi gerekir.” denilmiştir. Yüksek Seçim Kurulunun 27/04/2009 tarih ve 1616 sayılı kararında “298 sayılı Kanunun 26’ncı maddesi uyarınca aday olanların kurullarda yer alması mümkün değil ise de bu aykırılığın seçimin iptaline neden olabilmesi için neticeye müessir olduğunun kanıtlanması gerektiği, muterizlerin bu hususa ilişkin somut kanıt sunmadıkları anlaşıldığından 2028 ve 2029 no’lu sandıklarda sayım ve döküm esnasında 298 sayılı Kanuna ve Yüksek Seçim Kurulu genelgelerine aykırı bir işlem yapıldığına ilişkin somut delil ve gerekçe gösterilmediğinden,” denilmek suretiyle itirazın reddine karar verilmiştir. Yüksek Seçim Kurulunun 14/04/2019 tarih ve 2760 sayılı kararında “Erzurum ili Pasinler ilçesi Karavelet mahallesi 1043 no’lu sandık kurulunda üye olarak görev yapan aza adaylarının seçim sonuçlarına ne şekilde etki ettiklerine dair somut tespit bulunmadığından Erzurum İl Seçim Kurulunun 06/04/2019 tarihli, 2019/54 sayılı kararının kaldırılmasına,” denilmiştir. Yüksek Seçim Kurulunun 31/01/1974 tarih ve 664 sayılı kararında “Kurulumuzun 8.8.1972 günlü ve 14270 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 28.07.1972 günlü ve 235 sayılı kararında öngörüldüğü üzere sandık kurullarında görev almaları mümkün bulunmayan kimselere görev verilmiş olması nedenine dayanılarak bir seçimin iptal edilebilmesi için kanuna aykırı bu davranışın seçim sonuçlarına etki yaptığının gerçekleşmiş bulunması şarttır. İtiraz dilekçesinde bu yolda bir gerekçe olmadığı gibi, durumu belirten bir belge de bulunmamaktadır. O halde, yersiz bulunan itirazın reddine karar verilmelidir.” denilmiştir. Kuşkusuz Yüksek Seçim Kurulunun buna benzer çok sayıda kararı vardır ve hepsini tek tek buraya yazmak mümkün değildir. Yüksek Kurulumuzun en son verilen bu karara kadar sandık başkanı ve sandık kurulu üyesi ataması nedeniyle iptal ettiği bir seçim bulunmamaktadır.

298 sayılı Kanunun 21, 22 ve 23. maddelerini göz önüne aldığımızda sandık kurulunun bir başkan altı asıl ve altı yedek üyeden oluşacağı, bir başkan, bir asıl ve bir yedek üyenin mülki idare amiri tarafından bildirilen kamu görevlileri listesinden belirlenmesi gerektiği açıktır. Kural, sandık başkanı, bir asıl ve bir yedek üyenin mülki idare amiri tarafından bildirilen listeden seçilmesi olmakla birlikte, bunun istisnalarına da kanunda yer verilmiştir. 298 sayılı Kanunun 22/2 ve 23/son maddeleri istisnaları göstermiştir. Sandık başkanlarının kamu görevlilerinden belirlenmesi asıl olmakla birlikte, 298 sayılı kanunun  22/2 maddesinde kamu görevlileri dışında belirlenmesi doğrultusunda bir istisnaya yer verilmiş olması, yine sandık kurulunun bir asıl ve bir yedek üyesinin kamu görevlilerinden belirlenmesi zorunlu olmakla birlikte 298 sayılı Kanunun 23/son maddesi gereğince eksik üyeliklerin sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca olmayanlardan doldurulması hususları gözetildiğinde, sandık başkanı ve üyelerin kamu görevlilerinden alınmaması başlı başına ve mutlak bir iptal nedeni olmayacaktır.

298 sayılı Kanunun 23. maddesi gereğince sandık kuruluna siyasi partiler tarafından bildirilen üyeler ve 298 sayılı Kanunun 25. maddesine göre sandık başı işlemlerini takip etmek üzere görevlendirilen müşahitler, siyasi partilerin birer temsilcisi olarak hareket etmektedirler. Gerek siyasi partili sandık kurulu üyelerinin gerekse siyasi partili müşahitlerin sandık başında bulunmaları, sandık kurulu üyelerinin salt çoğunlukla alınan karara katılmayarak alınacak karara muhalefet şerhi düşmeleri, müşahitlerin sandık başı iş ve işlemlerine itiraz haklarının bulunması, kısacası sandık başı iş ve işlemlerini denetlemelerinin seçimin sonucuna sıhhat kazandıracağı açıktır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali ve seçimin yenilenmesi için itiraz eden partinin sandık kurulu üyelerinden ve müşahitlerinden sandık başında hiç bir itiraz gelmemiş olmasının seçimin sıhhatine zarar verilmediğini gösterdiği açıktır. Sandıklarda yapılan sayımlar sırasında, sayım döküm işlemlerini engellememek kaydıyla vatandaşların da sayımı izlemesi mümkündür. Gizli oy açık sayım ilkesine göre yapılan seçimde, sandık kurulunda partili üyelerin görevli olarak bulunup karar alma sürecine katıldığı, itiraza yetkili partili müşahitlerin sandıklarda bulunduğu, vatandaşlarında oy sayım ve dökümünü izlediği koşullarda oyların herhangi bir parti lehine değiştirildiğini söylemek mümkün değildir. Böyle bir durum ancak bütün sandık görevlilerinin ve müşahitlerin bu konuda anlaşmaları ile mümkün olabilir ki, itiraz eden dahi böyle bir iddia ileri sürmemiştir.

Sandık kurullarının oluşumuna, 26/12/2018 tarih ve 1128 sayılı kararla kabul edilen, Resmi Gazetede yayımlanan, 139 sayılı genelgemizin 13. maddesinde belirtilen esaslar ve sürelerde itiraz edilmeksizin, sandık kurulları tarafından oyların sayım ve döküm işleminden ve sonuçların ortaya çıkmasından sonra itiraz edilmesi ve sandık kurullarının teşekkülü ile ilgili yapılan araştırmada örgütlü bir şekilde hareket edildiğinin de tespit edilememiş olması nedeniyle, sandık kurullarının usulsüz olarak teşkil edildiği iddiasına dayalı olarak artık seçimin iptaline karar verilmesi doğru değildir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde oyların sandık kurullarınca sayılmasından sonra, tüm sandıklarda yeniden sayım yapılması için Adalet ve Kalkınma Partisi ilgili ilçe ve İstanbul İl Seçim Kuruluna itirazlar yapmıştır. İlçe ve il seçim kurullarına yapılan itirazlardan sonra da Kurulumuza yeniden sayıma karar verilmesi için itiraz dosyaları gelmiştir. Kurulumuzca, 298 sayılı kanunun 112. maddesi gereğince gerekçesi ve delili olmayan itirazların incelenmemesi ve talebin en başta reddine karar verilmesi gerekirken, Kurulumuz benim yeniden sayım yapılmasına muhalif olduğum 05/04/2019 tarih ve 1880 sayılı kararda olduğu gibi, verdiği çok sayıda karar sonucunda İstanbul genelinde tüm sandıklarda geçersiz oylar, bir kısım sandıklarda ise tüm oyların yeniden sayılmasını sağlamıştır. Bu oyların yeniden sayımı sonucunda da her zaman yapılabilen maddi ve olağan hataların dışında bir hataya rastlanmamış ve maddi hatalar ile geçerli sayılması gerekirken geçersiz sayılan oylar nedeniyle yapılan sayım hataları düzeltilmiştir. Yeniden sayım ilçe seçim kurullarının nezaretinde yapılmış olup, oy pusulaları bir kez daha elden geçirilmiştir. Sandık kurullarınca sandık başlarında yapılan sayım sonuçları ilçe seçim kurullarınca yapılan yeniden sayımlar sonucunda bir kez daha meşruiyet kazanmıştır. İki kez yapılan sayım sonuçlarının tanınmaması ve sırf sandık kurulunun oluşumundan hareket edilerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptaline karar verilmesi kabul edilemez bir durumdur.

298 sayılı Kanunun 26/1 maddesinde sayılan, sandık kurullarında görev alamayacağı belirtilen kişilerin sandık kurulunda görev almaları da tek başına sandık sonuçlarının  sıhhatine halel getirmez. Burada da yine 298 sayılı Kanunun 130/2 maddesine göre sandık sonucunun neticesine tesir eden bir hal olup olmadığına bakılır. Aynı şekilde 298 sayılı kanunun 26/2 maddesi gereğince siyasi partilere üye olamayacaklar siyasi partilerce sandık kuruluna üye olarak bildirildiğinde ve sandık kurullarında görev yaptıklarında, bu kişilerin sandık sonucuna tesir edip etmediklerine bakılır. Esasen siyasi partilerin 298 sayılı Kanunun 26/2 maddesi gereğince sandık kurulunda görev alamayacak üye ve müşahit görevlendirip görevlendirmedikleri doğrultusunda yapılacak bir araştırmada, siyasi partilerin sandık kurulunda üye ve müşahit olamayacakları bildirip bildirmediklerinin tespiti mümkündür. Ancak başlı başına iptal nedeni olamayacak bu hal nedeniyle bugüne kadar bu yönde bir araştırmaya da gerek görülmemiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Yüksek Seçim Kurulu temsilcisi Recep Özel’in “16/04/2017 günü yapılmakta olan halk oylamasında bazı sandıklarda oy pusulalarının veya oy zarflarının ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü ile mühürlenmediği, seçmenin hiç bir kusuru olmadan bunun gerçekleştiği, seçmenin iradesinin tam bir şekilde sandığa yansıması için söz konusu oy pusulalarının ve zarfların geçerli olması yönünde karar verilmesine dair müracaatı üzerine, Kurulumuz mühürsüz oy pusulalarının ve mühürsüz zarfların geçerli sayılmasına 16/04/2017 gün ve 560 sayı ile karar vermiş olup bu kararda;

Anayasa ve Uluslararası Sözleşmeler ile koruma altına alınan temel bir hakkın kullanılması sırasında uyulması gereken kurallara aykırı davranılması halinde, somut olayla ilgili olarak yapılacak olan değerlendirmede; hakkın özünün korunması ve normun yorumunun, gerçekleşmesi beklenilen amaçla uyumlu olması gerekir.

Asıl olan temel bir hakkın korunması olup, hakkın kullanılmasına ilişkin belirlenen usul kuralları hakkın güvenli bir şekilde kullanılmasını temin eden araç niteliğindedir. Bireye tanınan hakkın güvenli şekilde kullanıldığının tespit edildiği hallerde, hakkın kullanılmasının korunmasına yönelik bir araç olan usul hükümlerinden birine aykırılığın, hakkın özünü ortadan kaldıracak şekilde yorumlanması mümkün değildir.

298 sayılı Kanunun, seçim süreci ve oy verme gününe ilişkin yukarıda yer alan hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, seçimlerin güven içinde yapılması, seçmen iradesinin tam olarak belirmesi açısından aşamalı ve birden fazla kontrol mekanizması öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Seçim güvenliğinin tek bir usul işlemine bağlanmadığı, aksine birden çok mekanizmayla bu güvenliğin temininin amaçlandığı görülmektedir. Nitekim, seçimlerde kullanılan oy pusulası ve zarfların sadece Yüksek Seçim Kurulu tarafından ve filigranlı olarak üretileceği, zarfların üzerinde Yüksek Seçim Kurulu logosunun yer alacağı, zarfların ve oy pusulalarının mühürlü paketlerle ilçe seçim kurullarına ulaştırılacağı, zarfların önce ilçe seçim kurulu mührü ile mühürleneceği, yine oy pusulası ve zarflarının yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde oluşturulan sandık kurullarına mühürlü paket olarak teslim edileceği, paketlerin, beşi siyasi parti temsilcilerinden oluşan yedi kişilik sandık kurulunun huzurunda ve birlikte açılacağı, bu kurulca teslim alınan oy pusulası ve zarflarının sayısının tespitine ilişkin tutanak düzenleneceği, oy pusulalarının ve zarflarının sandık kurulunca mühürleneceği, oy verme işleminin belirlenen saatte bitmesinden sonra kullanılmayan oy pusulası ve zarflarının sayılarak tespitinin yapılacağı, sandıktaki oy zarflarının sayısının belirleneceği, kullanılan oy zarfları ile oy kullanan seçmen sayısı ve artan zarf sayısının sayılarak sağlamasının yapılacağı, tüm bu işlemler bittikten sonra oy sayım işlemine geçileceği, oy sayımının, parti müşahitleri ve vatandaşların izlemesine olanak sağlayacak şekilde gerçekleştirileceği, sayım işlemleri tamamlandıktan sonra sandık kurulunca ıslak imzalı olarak tutanağa bağlanacağı, tutanak örneğinin sandık kurulunun siyasi partili üyelerine ve talep halinde sandık kurulunda temsil edilmeyen diğer siyasi parti müşahitlerine de verileceği ayrıntılı olarak düzenlenerek seçim güvenliği, birden çok yöntemle denetlenerek teminat altına alınmıştır.

16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşmekte olan oy verme işlemleri sırasında, münferit de olsa bazı sandıklarda, Yüksek Seçim Kurulunca gönderilen ve sahte olarak benzerlerinin üretilmesinin engellenmesi amacıyla sandık kurullarına filigranlı olarak teslim edilen oy zarfları ve pusulalarının sandık kurullarınca mühürlenmeden seçmenlere verildiği, kullanılan oy zarfları ve pusulalarının Yüksek Seçim Kurulunca gönderilen filigranlı oy pusulası ve zarfları olduğu, oy pusulası ve zarflarının mühürlenmemesinin sandık kurulunun ihmali veya hatasından kaynaklandığı, bu sorunun yaşandığı sandıkların bağlı olduğu bazı ilçe seçim kurulları tarafından Kurulumuza şifahi olarak iletilmiştir.

Münferit de olsa bazı sandık kurullarının 298 sayılı Kanunun 77. maddesinin dördüncü fıkrasındaki görevini yapmaması, netice itibariyle yukarıda özetlenen usule uygun olarak sandık kurullarına ulaştırılan oy pusulası ve zarf kullanılmak suretiyle gerçekleşen oylamada, seçmene yüklenebilecek bir kusur olmamasına rağmen Anayasal hakkını kendisinden beklenen yükümlülüklere uygun olarak kullanan seçmenin oyunun geçerli sayılmamasının, yönetime katılma hakkının özünü ortadan kaldıracak bir sonuç yaratacağı açıktır.

Oy kullanma işleminin; oy güvenliğini sağlamaya yönelik ve sahte oy kullanılmasını engellemek amacıyla getirilen kontrol mekanizmalarına uygun olarak, Yüksek Seçim Kurulunca üretildiğinden kuşku bulunmayan oy pusulası ve zarf kullanılarak gerçekleşmesi halinde, sandık kurulunca mühürleme işleminin yapılmaması tek başına seçmenin oyunun geçersiz sayılması için yeterli değildir. Aksine bir uygulama, bu hakkı korumak için getirilen ve araç niteliğinde olan usul kurallarından sadece birinin ihlalinin, hakkın özünü ortadan kaldıracak şekilde uygulanması sonucunu doğurur ki; bu sonuç, beklenilen amaca aykırıdır.” denilmiştir.

Kararda görüldüğü üzere, Yüksek Kurulumuz sandık kurullarınca mühürlenmeyen oy pusulalarının ve zarfların geçersiz olduğu kanunun açık hükmüne ve bu konudaki genelgesindeki düzenlemeye rağmen, daha seçim sonuçları ortaya çıkmadan, önüne bu konu ilgili somut bir dosya gelmeden, asıl olanın seçmen iradesi ve oy kullanma hakkı olduğunu ve hakkın özünün korunması gerektiğini belirterek mühürsüz oy pusulalarının ve mühürsüz zarfların geçerli sayılması gerektiğini söylemiş, şimdi ise sonuçlar birden fazla aşamadan geçerek ortaya çıktıktan sonra, üstelikte kanuna uygun olmayan şekilde oluşturulan sandık kurullarının yaptığı işlemlerin yok sayılması gerektiğine dair kanuni bir düzenleme de bulunmamasına rağmen, oy sayım ve döküm işlemlerini yok sayarak, seçimin iptali ve yenilenmesi kararı ile seçmenlerin iradesini yok saymıştır.

Seçmenlerin sandık kurulunun oluşumuna itiraz etmeleri ve sandık kurulunun nasıl oluşturulduğunu bilmeleri mümkün değildir. Seçmenler Anayasa gereğince kendilerine tanınan seçme hakkını kullanarak oy vermişlerdir. Sandık kurulunun oluşumunda bir hata varsa bunun sorumluluğu seçmenlere yüklenemez. Nitekim yukarıda bahsi geçen 16/04/2017 tarihli kararla ilgili verilen dilekçede de; sandık kurulundakilerin mühür vurmamalarının seçmenin kusuru olmadan gerçekleştiği, seçmenin iradesinin tam bir şekilde sandığa yansıması için söz konusu oy pusulalarının ve zarfların geçerli olması gerektiği doğrultusundadır.

Çoğunluk görüşü olarak, sayım döküm cetvelleri ve tutanaklardaki usulsüzlüklerin de bir iptal sebebi olduğu belirtilerek gerekçeli karar oluşturulmuş ise de; yapılan müzakereler sırasında bu durum bir iptal sebebi olarak belirlenmemiş olup, bu nedenle de kısa karara seçimin iptal sebebi olarak sadece sandık kurullarının kurulmasındaki usulsüzlükler derç edilmiştir. İptal sebebi olarak belirlenmediği kısa karardan da anlaşılan bir konuda, karşı oy gerekçesi yazmaya gerek görülmemiştir.

Yukarıda belirtmiş olduğum gerekçelerle, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin sandık kurullarının oluşumundaki kanuna aykırılıklar nedeniyle iptaline ve 23/06/2019 tarihinde yenilenmesine dair 06/05/2019 gün ve 4219 sayılı karardaki Kurulumuzun çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

  • K A R Ş I O Y -

    YSK ÜYESİ KÜRŞAT HAMURCU

İtiraz edenin 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 112 ve 130 uncu maddelerine aykırı olarak itiraz dilekçelerinde iddialarını ispata yönelik, somut, açık ve doğrudan ulaşılabilir kanıtlarını bildirmemesi; sandık kurullarının teşkiline ilişkin itirazların seçim takvimi içerisinde tamamlandıktan sonra 2 Mart 2019 tarihinde kesinleştirilmiş olması; bazı sandık kurullarında sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmaması halinde bu durumun seçim sonuçlarına ne şekilde etki yaptığının somut ve açık olarak ortaya konulmaması karşısında, bu hususların seçimin iptaline gerekçe olamayacağından, 31 Mart 2019 Pazar günü İstanbul ilinde yapılan Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı seçimin iptali ve yenilenmesine karar veren çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Çoğunluk görüşüne katılmama gerekçelerim, üç ana başlık altında aşağıda açıklanmıştır.

Buna göre ;

I-Seçim yasaları ve Yüksek Seçim Kurulu kararları ile seçim hukukuna egemen olan usul ve esaslar belirlenmiştir. Seçim hukuku, süreler ve itirazlar konusunda sıkı kurallar belirlemiştir. Seçimin sağlıklı ve hızla sürdürülüp sonuçlanabilmesi, seçim kurullarına güvensizlik oluşmaması, işlemlerin askıda bırakılmaması amacıyla disipliner hükümler vazetmiştir. Bu nedenledir ki, süreler bir, iki, üç gibi çok kısa olarak belirlenmiş hatta çoğu kez itiraz süresi sonu saat olarak öngörülmüştür. Yapılacak itirazlarda, itiraz edenin gerekçe ve delillerini dilekçelerine ekleme yükümlülüğü getirilmiş, bu husus dilekçenin geçerlilik şartı kabul edilmiş ve kanıtları araştırma ve toparlamakla seçim kurullarını görevli kılmamıştır.

Yüksek Seçim Kurulunun 09/04/2014 tarihli ve 1199,1200, 07/02/2009 tarihli ve 99, 10/02/2009 tarihli ve 130, 29/04/1999 tarihli ve 1004, 21/10/1975 tarihli ve 471 sayılı kararları dahil bir çok kararında yerleşik olarak içtihat ettiği üzere, seçim yasaları kanıtları araştırma ve toparlamakla seçim kurullarını görevli kılmamış, itiraz edeni somut delil ve gerekçe göstermekle yükümlü tutmuştur. Bu düzenleme olağan itirazların şeklini düzenleyen 298 sayılı Kanunun 112 nci maddesinde yer almış, olağanüstü itirazları düzenleyen aynı Kanunun 130 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında da tekrar edilmiş, itirazın olağanüstü olması nedeniyle daha sıkı bir kurala bağlanmıştır. Bu düzenlemelere göre; itiraz dilekçelerinde, gerekçelerin açıkça gösterilmesi ve ileri sürülen yolsuzlukların, seçim sonuçlarını nasıl etkilediği somut, belgelere dayalı ve hukukî sebepleri gösterilmek suretiyle açıklanmalıdır. Bu husus dilekçenin geçerlilik şartıdır. Tahmine dayanan itiraz sebeplerini kapsayan dilekçe, geçerlilik şartlarından yoksun bir dilekçe niteliğindedir. Kanun, delillerin gösterilmesi ve belgelerin bağlanması görevini itirazcıya yüklemiş, seçim kurullarını ve bu arada Yüksek Seçim Kurulunu bu nitelikte belgeleri toplamakla yükümlü kılmamıştır.

Yine, 298 sayılı Kanunun 112/5 ve 130/3 üncü maddelerinde, itirazlarda, delillerin gösterilmesi ve belgelerin bağlanması, bu belgelerin elde edilmesi mümkün değil ise, sebeplerinin ve nereden ve ne suretle temin olunabileceğinin bildirilmesi lazımdır, hükmü bulunmakta ise de madde bütün olarak değerlendirildiğinde, genel kuraldan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır. İtiraz eden, delillerin hangi resmi makamda bulunduğunu somut, açık ve doğrudan ulaşılabilir şekilde bildirmesi gerekmektedir. Seçim kurullarının, itiraz edenin tahmini iddialarını ispata yarar şekilde, soyut ve açık olmayan taleplerle ilgili resmî makamlardan itirazcı adına delil toplama görevi bulunmamaktadır. 

Nitekim, Yüksek Seçim Kurulu 20/04/2009 tarihli ve 1378 sayılı kararında, engelli olduğu ileri sürülen kişilerin hangi sandıkta oy kullandığı ve haklarında Türk Medenî Kanunun 405 ve 406 ncı maddeleri uyarınca kısıtlılık kararı bulunduğuna ilişkin somut kanıt ve belgelerin itiraz dilekçesine eklenmemiş olması, yine 16/06/1990 tarihli ve 191 sayılı kararında, silah altında bulunan bir kişiye oy kullandırıldığı iddiası hakkında delil ibraz edilmemesi nedeniyle bu istemlerin incelenemeyeceğine hükmetmiştir.

Yüksek Seçim Kurulu 09/04/2014 tarihli ve 1199-1200 sayılı kararlarında, “Sandık başında seçimi siyasi partilerin yaptığının kabulü gerekir. Yedi kişilik sandık kurulunun beş üyesi siyasi partilerin bildirdiği isimlerden oluşmaktadır. Başka bir anlatımla, sandık kurulu başkanının, sandık kurulunun siyasi partili üyesinin huzurunda bu denli yanlı davranmaya cesaret edemeyeceği değerlendirilmektedir.298 sayılı Kanunun 112 nci maddesinin ikinci fıkrasında delil ve gerekçe göstermeyenlerin itirazlarının incelenmeyeceği öngörülmüştür. Seçim hukukunda disiplin ön plânda tutulduğundan, itirazlarda resen araştırma prensibi geçerli kabul edilmemiş, itirazlarda delil ve gerekçe gösterilmesi veya delilin hangi resmî makamlarda bulunduğunun bildirilmesi istenilmiştir. Bir anlamda yapılacak itiraz ve şikâyetlerde ciddiyet ve sorumluluk aranmıştır. Öyle ki, anılan Kanunda itirazlarda sadece gün belirtilmesi ile yetinilmemiş, saat (298 sayılı Kanun md. 128, 130) olarak da gösterilmesi yoluna gidilmiştir. Delil ve gerekçe gösterilmeyen itirazların incelenmesi usulünün benimsenmiş olması halinde seçimlerin kesinleştirilmesi uzun süreye yayılabileceğinden, bu sürecin uzaması durumunda seçimi yöneten kurullara karşı güvensizlik oluşması kaçınılmaz olacaktır. İtiraz ve şikâyetlerde delil ve gerekçe gösterilmesi kanunî bir zorunluluk olduğundan, hak arama hürriyetine müdahale olarak değerlendirilmesinin yasal dayanağı bulunmamaktadır” saptaması ile delil ve gerekçe gösterilmeyen soyut itirazlarının incelenemeyeceğini belirtmiştir.

Öncelikli olarak,298 sayılı Kanunun 112 ve 130 uncu maddeleri ve yerleşik Kurul kararları uyarınca itiraz edenin, itiraz dilekçesinde iddialarını ispata yarar şekilde, somut, açık ve doğrudan ulaşılabilir kanıtlarını bildirmesi gerekirken, Yüksek Seçim Kurulunun 23/04/2019 tarihli ve 267383 Muh. numaralı ara kararı ile itiraz eden adına resen araştırma yaparak delil toplama görevi üstlenmesi, yasal düzenlemelere ve seçim hukukunun temel prensiplerine uygun düşmemiştir.

II-Seçimin düzen içerisinde yürütülmesini teminen, her seçim türüne ilişkin olarak seçim iş ve işlemlerinin yürütülmesi amacıyla seçim takvimi hazırlanır. 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanununun 8 inci maddesinde seçim takviminin başlangıcı olarak, 1 Ocak tarihibelirlenmiştir.

31 Mart 2019 Pazar günü gerçekleştirilen mahallî idareler seçimlerinin önceden plânlanarak düzen içinde yürütülmesi, seçimle ilgili iş ve işlemlerin hangi sürelerde yapılması gerektiğinin belirlenmesi, bu nedenle de seçim sürecinin başlaması ile oy verme  gününe kadar bütün ilgililerce yapılması gereken yasal işlemlerin bir takvime bağlanması gerekmektedir. Kanunlar, oy verme ile sonuçlanacak olan seçim süreci içerisinde seçim kurullarına, siyasi partilere, vatandaşlara ve tüm ilgililere sürelere tabi olarak görevler vermiş, yetki ve haklar tanımıştır. Bu ilkelerden hareketle, Yüksek Seçim Kurulu 13/12/2018 tarihli ve 1105 sayılı kararı ile Seçim Takvimi kabul ederek yayımlamıştır. Bu takvimde belirtilen süre ve koşullara uygun olarak oy verme gününden önce, seçmen kütükleri, sandık kurullarının teşkili, aday listeleri kesinleştirilmiştir.

Yüksek Seçim Kurulunun 26/12/2018 tarihli, 2018/1128 sayılı kararı ile kabul edilen 139 sayılı Genelgenin 13 üncü maddesinde; “Sandık kurullarının teşkiline dair şikâyet, ilçe seçim kurulu veya başkanı tarafından yapılan işlemlerin düzeltilmesi için bu işlemlerin neticesinden itibaren bu kurullara veya başkanlarına sözlü olarak veya dilekçeyle iki gün içinde (26-27 Şubat 2019 tarihleri arasında) 298 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinde gösterilenler tarafından yapılır. Şikâyetin reddine dair kararlara karşı, 1 Mart 2019 Cuma  günü il seçim kuruluna itiraz olunur. İl seçim kurulu 2 Mart 2019 Cumartesi günü kararını kesin olarak verir. Bu şikâyetin yapılmamış olması sandık kurulunun teşekkülüne karşı itiraza engel olmamakla birlikte, itirazın sandık kurulunun teşekkülünden itibaren yukarıda belirtilen sürede yapılması şarttır (298/119).” hükmü yer almaktadır. Buna göre 298 sayılı Kanunun 22 ve 23 üncü maddeleri uyarınca oluşturulan sandık kurullarının teşkiline ilişkin itirazlar, seçim takvimi içerisinde tamamlandıktan sonra 2 Mart 2019 tarihinde kesinleştirilmiştir.

Sandık kurulunun teşkiline ilişkin yapılan itirazı değerlendiren Yüksek Seçim Kurulu, 20/04/2019 tarihli ve 3469 sayılı kararında, “Sandık kurullarının teşkiline ilişkin itirazların Yüksek Seçim Kurulunun 13/12/2018 tarihli ve 2018/1105 sayılı kararı ile kabul edilen Seçim Takvimine göre 2 Mart 2019 tarihinde kesin olarak karara bağlanması nedeniyle tam kanunsuzluk iddiasına ilişkin talebin reddine” karar vererek sandık kurulunun teşkiline ilişkin itirazların seçim takvimi sürecinde kesin olarak karara bağlanacağına hükmetmiştir.

Yüksek Seçim Kurulu 10/04/2004 tarihli ve 1093, 03/04/2009 tarihli ve 640, 05/02/1974 tarihli ve 739, 18/11/1970 tarihli ve 307 sayılı kararları dahil bir çok kararında, sandık kurullarının kuruluşuna ilişkin işlemlerin kesinleşmesinden sonra, bu kuruluşa karşı yapılacak itirazların, seçimden sonra o seçimin iptali için bir itiraz sebebi olarak ileri sürülemeyeceğini belirtmiştir.

298 sayılı Kanunun 22/son maddesinde, sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi halinde, kamu görevlileri arasından belirlenen üyenin, bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üyenin kurula başkanlık edeceği, aynı Kanunun 23/son maddesinde kamu görevlisi dahil sandık kurulu üyeliklerinde eksiklik bulunması halinde ise ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o çevrede bulunan ve sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca olmayan kimselerden doldurulacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, sandık kurulu başkanının ve üyenin kamu görevlisi olmaması, tek başına seçimin iptalini gerektirmemektedir.

298 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi uyarınca hiçbir şekilde kurullarda görev alamayacak olanların dahi kurullarda görev alması halinde, bu aykırılığın seçimin iptaline neden olabilmesi için mutlaka neticeye müessir olduğunun kanıtlanması gerektiği Yüksek Seçim Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile ortaya konulmuştur.

Yüksek Seçim Kurulunun 03/04/2009 tarihli ve 640 sayılı, 27/04/2009 tarihli ve 1616, 14/04/2019 tarihli ve 2760 sayılı kararlarında, 298 sayılı Kanunun 26 ncı maddesine aykırı olarak belediye meclisi veya ihtiyar heyeti üyeliğine aday olan kişinin aynı zamanda sandık kurulunda görev almasını seçimin iptali için tek başına yeterli görmemiş, bu hususun mutlaka neticeye müessir olduğunun somut olarak kanıtlanması gerektiğini belirtmiştir.

298 sayılı Kanunun 21 inci maddesindeki düzenleme uyarınca sandık kurulu, bir başkan ile altı asıl ve altı yedek üyeden oluşur. Bu kurul asıl üyeleriyle toplanır. Aynı Kanunun 73 üncü maddesi gereğince sandık kurulunun, bir başkan ve üç üye olmak üzere dört kişi ile toplanması asgarî toplanma koşuludur. Yüksek Kurul 11/04/2019 tarihli ve 2420 sayılı kararında, bir başkan ve iki üye olmak üzere toplam üç kişi ile görev yapan sandık kurulunun, işlemlerine herhangi bir itiraz ya da şikayetin vuku bulmaması nedeniyle, bu kurulca düzenlenen sandık sonuç tutanağını geçerli kabul etmiştir. Buradaki yasaya aykırılık, seçimin iptali sebebi olarak kabul edilmemiş, oy kullanan seçmen iradesi üstün tutulmuştur.

Ayrıca Yüksek Seçim Kurulunun 02/12/2000 tarihli ve 718 sayılı, 17/06/1995 tarihli ve 206 sayılı kararlarında da, 298 sayılı Kanunun ya da Türk Ceza Kanununun ilgili ceza maddelerini ihlal edenler hakkında, soruşturma yapılması, dava açılması suçların takibi yönünden doğal bir süreç olup verilip kesinleşen mahkumiyet kararlarının bile seçimin  iptalini gerektirmeyeceği belirtilmiştir.

Bazı sandıklarda sayım döküm cetveli (çetele) tanzim edilmeden ya da imzalanmadan sandık sonuç tutanağı tanzim edildiği iddia edilmiş ise de, bu hususun seçim sonuçlarına etki yaptığının açık olarak ortaya konulmamış olması halinde tek başına seçimin iptaline neden olamayacağı da yerleşik Yüksek Seçim Kurulu kararları ile sabittir. Nitekim, Yüksek Kurul 20/04/2009 tarihli ve 1378 sayılı kararında, sandık sonuç tutanaklarına partili üyeler dahil sandık kurulunda herhangi bir itirazın olmadığı, dilekçe sahibi parti temsilcilerinin de itirazî kayıt olmaksızın tutanakları imzaladıkları, sandık sonuç tutanağının gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğine ilişkin somut bir kanıtın da sunulmadığı gerekçesi ile bu yöndeki itirazı reddetmiştir.

Gerçekten de, sayım döküm cetveli ve sandık sonuç tutanağı aynı sandık kurulu üyelerince birlikte tazim edilip imza altına alınmakta ve aynı anda düzenlenmektedir. Sandık sonuç tutanakları, sandık kurulu üyelerinin tamamı tarafından ıslak imzalı olarak birlikte tanzim edilmektedir. Bir örneği sandık kurulunda görevli siyasi parti temsilcilerine verilmekte, ayrıca tüm vatandaşların bilgisine ulaşması açısından o yerde asılarak ilân edilmektedir. Sayım döküm cetveli tanzim edilmeyen ya da imzalanmayan sandıklarda, sandık kurulunun tamamının imza altına aldığı sandık sonuç tutanakları mevcuttur. Bu anlamda SEÇSİS’e girilmemiş hiçbir sandık sonuç tutanağı bulunmamaktadır. Siyasi parti temsilcisi sandık kurulu üyeleri dahil oy sayım döküm işlerini takip eden müşahit ya da vatandaşlar, sayım döküm cetveli tanzim edilmeden ya da imzalanmadan düzenlenen sandık sonuç tutanaklarına itiraz etmemişlerdir. Kaldı ki, vaki bir itiraz üzerine seçimden sonra  sayım döküm cetveli düzenlenmeyen sandıktaki oy pusulalarının tekrar sayılarak bu  eksikliğin her zaman giderilmesi de mümkündür.

Yüksek Seçim Kurulunun 02/04/2019 tarihli ve 1795 sayılı kararında da, ihtiyar heyeti adayları için tutulmayan sandık sayım döküm cetvelinin, sonradan sandık kurulu üyelerince tamamlatılması gerektiği belirtilmiştir.

Yüksek Seçim Kurulunun 31/01/1974 tarihli ve 664, 05/02/1974 tarihli ve 739,18/11/1970 tarihli ve 307, 09/04/2014 tarihli ve 1199,1200 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; sandık kurullarında görev almaları mümkün bulunmayan kimselere görev verilmiş olması nedenine dayanılarak bir seçimin iptal edilebilmesi için, kanuna aykırı bu davranışın seçim sonuçlarına etki yaptığının mutlaka açık ve net olarak ortaya konulması şarttır. İtiraz dilekçelerinde bu yolda bir gerekçe olmadığı gibi, bu hususun seçim sonuçlarına nasıl etki yaptığı da açık, net, somut belge ve kanıtlarla ortaya konulmamıştır. Kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanının, parti temsilcisi olan beş sandık kurulu üyesinin bilgisi ve onayı dışında hangi eylem ve işlemiyle, seçimin dürüstlüğü ve objektifliğine müdahale ettiğine ilişkin somut iddia ve itiraz bulunmamaktadır. Tahmini ve farazî gerekçelerle, seçmen iradesi yok sayılarak salt sandık kurulu başkanın kamu görevlisi olmaması nedeniyle seçimin iptaline karar verilmesinde hukukî uyarlık bulunmamaktadır.  

III-Yüksek Seçim Kurulunun 01/04/1984 tarihli ve 272, 02/04/1994 tarihli ve 334, 08/04/1994 tarihli ve 680, 03/04/2004 tarihli ve 935, 16/04/2017 tarihli ve 560, 16/04/2017 tarihli ve 573 sayılı kararları dahil bir çok kararı ile yerleşik olarak kabul ettiği üzere,Yüksek Seçim Kurulu tarafından gönderildiğinde şüphe bulunmayan hallerde, sandık kurullarının hata veya ihmali sonucu mühürlenmeyen oy zarfı ve oy pusulası ile seçmene kullandırılan oyların geçerli olduğunun kabulü gerektiği belirtilmiştir. Yüksek Kurul, burada sandık seçmen listesinde yazılı herkesin oy kullanma hakkı bulunduğunu, Anayasanın 67 ve 90/5 inci maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 No.lu Protokolün 3 üncü maddesi birlikte değerlendirildiğinde, sandık kurullarının hata veya ihmali sonucu mühürlenmeyen oy zarfı ve oy pusulası ile kullandırılan oyların geçerli kabul edilmesi gerektiğini kabul ederek, seçmen iradesine üstünlük tanımıştır.

Gerçekten de, serbest ve demokratik seçim hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 1 No.lu Protokolün 3 üncü maddesi ile güvence altına alınmıştır.

Ek 1 Protokol 3 üncü madde, sadece milletvekili seçimine ilişkin seçme hakkını düzenlemekle birlikte özü itibariyle serbest seçim hakkını önemsemekte ve koruma altına almaktadır. Zira söz konusu hak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre “gerçekten demokratik siyasal bir rejimin temel ilkelerinden biridir”.  Mahkeme  “aktif”  ve  “pasif” seçim hakkı, yani seçime oy kullanarak katılma hakkı ile seçimlerde aday olma hakkı arasında ayrıma gitmektedir. “Pasif” seçim hakları, oy kullanarak katılma hakkı olan “aktif” haklara göre daha az korunmaktadır. Oy kullanma hakkı, kişinin devlet yönetimine katılmasını sağlayan haklardandır. Bu nedenle, öğretide oy kullanma hakkı “katılma hakkı” olarak kabul edilmektedir.

Anayasa, Uluslararası Sözleşmeler ve seçim mevzuatı hükümleriyle koruma altına alınan temel bir hakkın kullanılması sırasında uyulması gereken kurallara aykırı davranılması halinde, somut olayla ilgili olarak yapılacak olan değerlendirmede; hakkın özünün korunması ve normun yorumunun, gerçekleşmesi beklenilen amaçla uyumlu olması gerekir.

Asıl olan temel bir hakkın korunması olup, hakkın kullanılmasına ilişkin belirlenen usul kuralları hakkın güvenli bir şekilde kullanılmasını temin eden araç niteliğindedir. Bireye tanınan hakkın güvenli şekilde kullanıldığının tespit edildiği hallerde, hakkın kullanılmasının korunmasına yönelik bir araç olan usul hükümlerinden birine aykırılığın, hakkın özünü ortadan kaldıracak şekilde yorumlanması mümkün değildir.

31 Mart 2019 Pazar günü İstanbul ilinde yapılan mahalli idareler seçiminde, sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmadığı bazı sandıklar dahil tüm sandıklarda, itiraz edenin de içinde bulunduğu siyasi partilerce belirlenen beş parti temsilcisi üye, sandık kurulu üyesi olarak görev almıştır. Bundan ayrı olarak siyasi partiler, sandık başı işlemlerini takip etmek üzere müşahitler de görevlendirmektedir. Bu nedenledir ki, sandık başında seçimi siyasi partilerin yaptığı kabul edilir. Oy verme işlemleri, oyların sayımı ve dökümü, buna ilişkin tutanakların tanzimi, beşi siyasi parti temsilcisi olan yedi kişilik sandık kurulu tarafından birlikte gerçekleştirilmektedir.

Özgür iradesi ile seçme hakını kullanan seçmenden, sandık kurulu başkanı ve üyelerini denetleme görevi beklenemez. Bu sorumluluk seçimi yöneten idarelere aittir. Sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmaması, seçmene yüklenecek bir kusur değildir. Bu nedenle, bu sandıklarda oy kullanan seçmenin oyunu geçersiz kabul ederek iradesinin yok sayılması, Anayasa, Uluslararası Sözleşmeler ve seçim mevzuatı ile güvence altına alınan en temel yurttaşlık haklarından olan seçme hakkının özüne müdahale anlamı taşır. 

Sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmadığı sandıklarda, sandık başı işlemlerine, itiraz edenin temsilcisi olan siyasi partili üye dahil hiçbir kimsenin itirazı vuku bulmamıştır. Sandık kurulunca tutulan tutanaklar, hiçbir itirazî kayıt ileri sürülmeksizin birlikte imza altına alınmıştır. Bu sandıklarda kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanının, seçmenin oyunu yönlendirdiği, değiştirdiği veya etkilediği yönünde aynı sandık kurulunda görevli olan beş siyasi partili sandık kurulu üyesinin herhangi bir şikayeti veya itirazı olmamıştır.

Sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmadığı sandıklarda, oy kullanan seçmenin oyunun, hangi neden ve gerekçeyle geçersiz sayılması gerektiğine ilişkin itiraz eden tarafından hiçbir somut kanıt ve belge sunulmamıştır. Seçim hukukuna egemen olan serbest, genel oy, eşit, tek dereceli, gizli oy, açık sayım ve döküm ilkelerinin hangisinin kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanı tarafından ihlal edildiği, hiçbir şekilde ortaya konulmamıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, seçimin sonucuna ne şekilde etki ettiği hususunda somut hiç bir kanıt ve belge sunulmaksızın sadece sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmadığı sandıklarda kullanılan oyların tamamının geçersiz sayılarak 31 Mart 2019 Pazar günü İstanbul ilinde yapılan Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı seçimin iptali ve yenilenmesine karar veren çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

  • K A R Ş I O Y -

    YSK ÜYESİ YUNUS AYKIN

Adalet ve Kalkınma Partisi adına Genel Başkan Yardımcısı Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan YAVUZ tarafından Kurulumuz Başkanlığına verilen 16/04/2019, 20/04/2019 ve 22/04/2019 tarihli dilekçelerde; 31 Mart 2019 Pazar günü yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin, Anayasanın 79, 2972 sayılı Kanunun 25 ve 29. maddeleri ile 298 sayılı Kanunun 14, 110, 112 ve 130. maddeleri gereğince seçimin neticesinde müessir olaylar ve haller sebebiyle iptali ve yenilenmesinin istenilmesi üzerine, Kurulca;31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve seçimin yenilenmesine, İstanbul İl Seçim Kurulu tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için verilen mazbatanın iptaline, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yenileme seçiminin 23 Haziran 2019 tarihinde yapılmasına, Kanuna aykırı sandık kurulu görevlendirmelerini yapan ilçe seçim kurulu başkan ve üyeleri ile seçim müdürleri ve diğer sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir.

Anayasanın “Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları” başlıklı 67. Maddesinin birinci fıkrasında vatandaşların, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasının katılma hakkına sahip oldukları, ikinci fıkrasında ise, seçimlerin ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılacağı kuralı bulunmaktadır.

Seçimlerin genel yönetim ve denetimi başlıklı 79. Maddesinin birinci fıkrasında, seçimlerin, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılacağı ikinci fıkrasında da, seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama görevinin Yüksek Seçim Kurulunca yerine getirileceği kuralına yer verilmiştir.

İl seçim kurulu ve başkanlarının şikayet üzerine verecekleri kararlarla, sair kararlarına ve tutanaklara itiraz ve olağanüstü itiraz” başlıklı 130. maddesinin üçüncü fıkrasında olağanüstü itirazın seçimin neticesine müessir haller ve olaylar sebebiyle seçimin sonucu hakkında kesin karar vermek yetkisine sahip kurullara yapılacağı, dördüncü fıkrasında; olağanüstü itiraz dilekçesinde, ihbar ve iddia olunan olayların mahiyetinin ve talebin gerekçesinin, delillerinin gösterilmesi ve belgelerinin itiraz dilekçesine bağlanması gerektiği belirtilmektedir.

Demokrasilerde gerçekleşmiş ve sonucu alınmış bir seçimin iptal edilmesi en son başvurulacak olağanüstü ve istisnai bir tedbirdir. Bu nedenle seçimin iptali istemiyle yapılan itirazlar hakkında karar verme yetkisine sahip kurulların, gerçekleştiği iddia olunan olayların mahiyetini, gösterilen delilleri, belgeleri ve hukuki sebepleri bir arada değerlendirmesi, seçimin düzen ve dürüstlük içinde yapılıp yapılmadığını, Anayasanın 67. maddesinde sayılan esaslara uyulup uyulmadığını irdelemesi, iddia edilen hususların seçimin sonucuna tesir edip etmediğini tespit etmesi tüm bunları yaparken Anayasa ile teminat altına alınan seçme ve seçilme hakkının özünü zedelememesi gerekmektedir.

Yüksek Seçim Kurulunun hem seçimlerin düzen ve dürüstlük içinde yapılmasını sağlama görevi, hem de seçimlerden sonra yapılan yolsuzluk, itiraz ve şikayetleri kesin karara bağlayarak seçim sonucunu tescil etme görevi bulunmaktadır.

Yukarıda belirtilen ilke ve esaslar gözönünde bulundurulmak suretiyle öncelikle bazı sandık kurulu başkanlarının ilçe seçim kurullarınca kamu görevlisi olmayan kişilerden belirlenmesinin 31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali için tek başına, yeter sebep olup olmadığının, bilahare de bu itirazın hangi hallerde seçim sonucuna müessir görüleceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 24. maddesinde;

Sandık kurulları Yüksek Seçim Kurulunca tespit ve ilan edilen tarihte kurulur.

Bu kurulların asıl ve yedek üyeleri, her seçim çevresinin yerel özellikleri gözönüne alınarak Yüksek Seçim Kurulunca tespit edilecek tarihlerde göreve başlarlar ve sayıma ilişkin evrak ve belgeler ilçe seçim kuruluna teslim edilinceye kadar aralıksız çalışmaya devam ederler…” kuralı,

Sandık kurulu başkanının belirlenmesi” başlıklı 22. maddesinde;

İlçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi, mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulu başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanı sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişiler arasından mani hali bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirler.

Sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi halinde, kamu görevlileri arasından belirlenen üye, bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık eder…”

Sandık kurulu üyelikleri” başlıklı 23. maddesinin sondan ikinci fıkrasında;

Sandık kurulu başkan ve üyelikleri için ad çekme işlemleri, ilçe seçim kurulu huzurunda, bu kurulun başkanı tarafından yapılır”

Kurullarda görev alamayacak olanlar” başlıklı 26. maddesinde;

İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanununun 3 üncü maddesinde yazılı askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar, bu Kanunda gösterilen kurullara seçilemezler.

648 sayılı Siyasi Partiler Kanununa göre, siyasi partilere üye olamayacak kimseler; bu kurullarda üye, müşahit veya temsilci olarak, siyasi partiler tarafından görevlendirilemezler.” Kuralı,

Kimlerin itiraz edebileceği” başlıklı 110. maddesinde;

Bu kanunda gösterilen kurulların veya kurul başkanlarının kesin olmayan kararlarına karşı seçme yeterliğine sahip yurttaşlar, siyasi partiler veya bunların tüzüklerine göre kuruluş kademelerinin başkanları veya vekilleri, müşahitler, adaylar ve Cumhuriyet Senatosu üyeleri ile milletvekilleri itiraz edebilirler.” Kuralı

Sandık kurullarına ait itiraz ve şikayet” başlıklı 119. maddesinde ise;

Sandık kurullarının teşkiline dair, ilçe seçim kurulu veya başkanı tarafından yapılan işlemlerin düzeltilmesi için, bu işlemlerin neticesinden itibaren en geç iki gün içinde şikayet yoliyle düzeltilmesi istenebilir.

Şikayetin reddine dair olan kararlara karşı, bildirilmesinden veya tebliğinden itibaren iki gün içinde il seçim kuruluna itiraz olunur. İl seçim kurulları, iki gün içinde kesin karar verirler.

Bu şikayetin yapılmamış olması sandık kurulunun teşekkülüne karşı itiraza engel değildir. şarttır.

Ancak, bu itirazın teşekkülünden itibaren iki gün içinde il seçim kuruluna yapılması İl seçim kurulunun vereceği karar kesindir.” Kuralı yer almaktadır.

Yukarıdaki Kanun hükümlerinden, sandık kurullarının Yüksek Seçim Kurulunca tespit ve ilan edilen tarihte kurulacağı, sandık kurulu başkanlarının Mülki amir tarafından gönderilen listede yer alan kamu görevlileri arasından ilçe seçim kurulu başkanınca ad çekme suretiyle belirleneceği, ad çekme işleminin ilçe seçim kurulu huzurunda yapılacağı, bu şekilde belirlenen sandık kurulu başkanının seçim günü göreve gelmemesi halinde kamu görevlileri arasından belirlenen üyenin, bu üyenin de bulunmaması durumunda sandık kurulunun siyasi partiler tarafından belirlenen 5 üyesinden en yaşlı olanının kurula başkanlık edeceği, sandık kurulunun teşkiline dair Kanunun 22. ve 23. maddeleri uyarınca yapılan işlemlerin 110. maddesinde sayılan itiraz hakkı olanlar tarafından şikayet ve itiraz yoluyla en geç iki gün içinde düzeltilmesinin istenebileceği, itirazın il seçim kuruluna yapılması gerektiği ve il seçim kurulunun itiraz üzerine vereceği kararın kesin olduğu anlaşılmaktadır.

Yüksek Seçim Kurulu tarafından hazırlanarak ilan edilen 31 Mart 2019 tarihinde yapılan Mahalli İdareler seçimlerinde uygulanacak seçim takvimine göre tüm Türkiye’de olduğu gibi İstanbul İlçe Seçim Kurullarında da 26/02/2019 tarihinde sandık kurullarının teşkilinin yapıldığı, şikayet ve itiraz için süreler öngörüldüğü, il seçim kurulunun itirazlar hakkında kesin olarak karar verme süresinin son günü olan 2 Mart 2019 tarihinde de kesinleştirildiği görülmektedir.

Olağanüstü itiraz dilekçesi ve ekleri incelendiğinde itiraz eden parti tarafından İstanbul İlinde sandık kurullarının teşkili işlemlerine karşı seçim takviminde belirtilen süreler içinde şikayet ve itiraz yolunun kullanılmadığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan ilçe seçim kurulu üyelikleri 298 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca belirlenmekte olup, anılan maddedeki koşulları taşıması nedeniyle Adalet ve Kalkınma Partisinin İstanbul İlçe Seçim Kurullarının tamamında bir asıl ve bir yedek üyesi bulunmaktadır. Sandık kurulu başkan ve üyelikleri için ad çekme işlemlerinin, ilçe seçim kurulu huzurunda yapıldığı gözönüne alındığında itiraz eden partinin sandık kurulunun teşkilinden habersiz olduğu söylenemez. Kaldı ki kura işleminin yapılmadığı, ya da sandık kurullarında görev alan kişilerle ilgili kendilerine bilgi verilmediği iddia edilse dahi, bu işlemlerin yapılmamış olmasına karşı da süresi içinde şikayet ve itiraz yolu açık olduğundan, bu sürelerin geçirilmesinden ve seçimin sonuçlanmasından sonra seçimin iptal sebebi olarak ileri sürülemez.

Genel kabul gören anlayışa göre seçim hukuku usul hukuku olarak nitelendirilmektedir. Kısa süre içerisinde seçimlerin yapılması ve kesinleştirilmesi gerektiğinden, seçim sürecinde yapılacak işlemler ve bu işlemlere karşı yapılacak itirazlar gün ve hatta saatlerle sınırlandırılmakta, bu süreler geçtikten sonra Kanunda belirtilen istisnalar dışında kesinleştirilmiş işlemlere dayalı olarak bir sonraki aşamaya geçilmektedir. Seçmen listelerinin kesinleştirilmesi, adaylıkların kesinleştirilmesi ve sandık kurullarının teşkili bunlara örnektir. Aksi taktirde her aşamada bir önceki sürecin tartışmaya açılması, seçimin sonuçlandırılmasını imkansız hale getireceği gibi seçmenlerin seçimlere duyduğu güveni de sarsacaktır.

İdari işlemlerin kesinliği ilkesi ve bu işlemlerdeki şekil sakatlığının hukuki sonuçlarının irdelenmesi:  

Esasen kural olarak idari işlemler kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemlerdir. Ancak Kanunun işlemin kesinleşmesi için itiraz sürecinin tüketilmesini öngördüğü durumlarda, kesinleşme için ya öngörülen sürede itiraz edilmemesi ya da yapılan itirazın yetkili merciler tarafından reddedilmesi gereklidir. İdari işlem kesinleştikten sonra kesin ve yürütülmesi zorunlu hale gelir ve hukuka uygunluk karinesinden faydalanır. Uygulanması sonucu ortaya çıkan hukuki sonuçlar da hukuken meşrudur. İşlemin uygulanması ve hukuki sonuçlarının doğmasından sonra Kanunun öngördüğü bir yol kullanılarak “şekil yönünden sakat” olduğu iddiasıyla itiraza konu edilmesi ve doğurduğu hukuki sonuçların ortadan kaldırılmasının istenilmesi durumunda sakatlığın sonuçlara esaslı şekilde etkili olup olmadığına bakmak gerekir. Şekil sakatlığının, işlemin doğurduğu hukuki sonuçlara esaslı bir etkisinin olmadığının ve bu sakatlığın idarenin kusurundan kaynaklandığının tespiti halinde işlemin uygulanmasına bağlı olarak ortaya çıkan hukuki sonuçların da korunması gerekir. Dolayısıyla her şekil sakatlığı, idari işlemin ve hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurmaz.

298 sayılı Kanunun 22. maddesi uyarınca ilçe seçim kurulu başkanının yaptığı sandık kurulu başkanlarını belirleme işlemi idari nitelikli işlem niteliğindedir.

Dolayısıyla itiraz dilekçesinde; bu belirleme işleminin seçimin sonucuna esaslı bir etkide bulunduğu kanıtlanamadığı takdirde birçok işlemin uygulanması ile beliren seçim sonucunun, tek bir işlemdeki şekil sakatlığı nedeniyle ortadan kaldırılması hukuka aykırıdır.

Sandık Kurulu Başkanının kamu görevlisi olmasının seçimlerin tarafsızlık içinde yapılmasının teminatı olduğu iddiasına gelince;

298 sayılı Kanunun “Sandık kurulu başkanının belirlenmesi” başlıklı 22. Maddesinin 13/03/2018 tarihli 7102 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişiklik yapılmadan önceki halinegöre, sandık kurulu başkanlarının; ilçe seçim kurulu başkanının, ilçe seçim kuruluna siyasi partiler dışından getirilen asıl üyelerle görüşerek sandığın kurulacağı seçim bölgesi içindeki veya dışındaki seçmenler arasından iyi ün sahibi olmakla tanınmış, okur-yazar kimselerden, kurula bağlı seçim bölgelerindeki sandıklardan her biri için birer kişi olmak üzere bir liste düzenleyeceği, kurulun, siyasi partilerden seçilmiş asıl üyelerinden her birinin de birer liste düzenleyerek başkanlığa vereceği, bu şekilde düzenlenen listelerde her sandık için adı önerilen başkan adayları arasında ad çekilerek belirleneceği şeklinde iken, anılan maddede değişiklik yapılarak tamamının kamu görevlileri arasından belirlenmesi öngörülmüştür.

Kanun koyucunun, sandık kurulu başkanının, belirleme aşamasında kamu görevlisi olmasını benimsediği, ancak maddenin devamında bu şekilde belirlenen başkanın ve memur üyenin oy verme günü göreve gelmemesi halinde siyasi partilerin bildirdiği beş üyeden en yaşlı olanın kurula başkanlık edeceğini öngörmekle de, kamu görevlisi olmasını mutlak bir koşul olarak görmediği anlaşılmaktadır.

Sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmasının seçimlerin tarafsızlık içinde yapılmasının teminatı olduğu iddiasının kabulü halinde Kanunun önceki haline göre kamu görevlisi olmayan başkanların görev aldığı tüm seçimlerin bu teminattan yoksun gerçekleştirildiği ve tarafsızlık ve dürüstlük ilkesinin sadece kamu görevlilerine has bir  özellik olduğu gibi bir sonuç çıkar ki, kanun koyucunun böyle bir amaç ve düşünce ile hareket ettiği düşünülemez. Bu nedenledir ki, kanun koyucunun, seçim günü işlemlerinin  düzen içinde yapılması konusunda kamu görevlisi başkanın belirli bir yeterliliğe sahip olabileceği amaç ve düşüncesiyle bu değişikliği yaptığının kabulü zorunludur.  

Kamu      görevlisi      olmayan      kişilerin       sandık      kurulu      başkanı      olarak görevlendirilmesinin seçimin sonucuna müessir olduğu iddiasına gelince;

Kurulumuzun 28/12/2018 tarihli, 2018/1129 sayılı kararına ekliSandık Kurullarının Görev ve Yetkilerini Gösterir 138 Sayılı Genelge’nin;

Oy verme gününde sandık kurulunun toplanma zamanı ve hemen yapacağı işler” başlıklı 24. maddesinde;

“…

Sandık kurulu; and içme, sandığı yerleştirme, kapalı oy verme yerini düzenleme işini bitirdikten sonra hazır bulunanlar önünde ilçe seçim kurulu başkanlığından teslim aldığı ve filigranlı kâğıttan üretilmiş, üzeri numaralanıp mühürlenerek paketlenmiş birleşik oy pusulası paketini açıp, tümünü sayar; birleşik oy pusulalarının her birinin arkasını sandık kurulu mührü ile mühürler ve birleşik oy pusulalarının sayısı ile her birinin arkasının sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir.

Sandık kurulu ilçe seçim kurulundan teslim alınan filigranlı kâğıttan üretilmiş ve ön yüzünün sol üst köşesinde Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu amblemi ve ilçe seçim kurulu başkanlığı mührünü taşıyan sarı renkte bastırılmış olan oy zarflarını sayar, her zarfın üzerine sandık kurulu mührünü basar ve zarfların sayısı ile her birinin ön yüzünün sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir.

…”

Anılan Genelgenin sandık kurullarının görev ve yetkilerinin düzenlendiği 6. maddesinde;

“…

ç) Görev yaptığı sandığın seçmen listesinde kayıtlı olmayıp da, başka bir sandık seçmen listesinde kayıtlı olan sandık kurulu başkan ve üyelerine, bina sorumlularına, görevli olan kolluk güçlerine ve ilçe seçim kurulu tarafından sandık kurulu üyelerini görev yerlerine ulaştırmak için görevlendirilen kişilere ilçe seçim kurulundan aldıkları (seçmen oldukları ve hangi seçimde oy kullanabileceklerini gösteren) belgelere istinaden oy kullandırmak, oy kullandıkları seçmen listesinin sonuna yazmak, imzalarını almak ve belgeleri ilçe seçim kuruluna teslimetmek,

d)     Sandıktan çıkan zarfları, oy pusulalarını saymak, dökümlerini ve sonuçlarını tutanağa geçirmek,

e)     Hesaba katılan ve geçerli sayılan oy pusulaları, sandık kurulunca düzenlenen tutanaklar, sayım ve dökümde kullanılıp alt tarafı kurulca imza edilen sayım cetvelleri, hesaba katılmayan, geçerli sayılmayan veya itiraza uğrayan oy pusulaları ve hesaba katılmayan zarflar, tutanak defteri, kurulca mühürlü ve imzalı ayrı ayrı paketler halinde kurulun mührü ile mühürlendikten sonra, başkan ve üyeler tarafından imzalanıp bir torbaya konularak, kurulun bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna, sandık kurulu başkanı ve siyasi partili üyeler arasından ad çekme ile seçilecek en az iki üye tarafından götürülüp teslimini sağlamak (Kurulun diğer üyeleri ile müşahitler de isterlerse ve taşıtta yer varsa veya taşıt kendileri tarafından sağlanmak suretiyle katılabilirler.) (298/107-1-2),

f)   Oy verme işleri hakkında ileri sürülecek şikâyet ve itirazları incelemek ve karara bağlamak, kararları tutanak defterine geçirerek altını imzalamak (298/71-3-4),

g)    Sandık kurulu tutanak defteri ile gerekli diğer tutanakları düzenlemek ve altını imzalamak, 

ğ) Oyların sayım ve dökümü ile tutanakların düzenlenmesine ilişkin iş ve işlemler ve

sandıkla ilgili kararları vermek,

h)       Sandık kurullarının kararları, oyların sayımı ve dökümü ile tutanakların düzenlenmesine ilişkin iş ve işlemleri aleyhine yapılan itirazları ilçe seçim kuruluna göndermek (298/128-3),

ı) Bütün seçim türleri için tek tutanak defteri kullanmak,

i) Kanunlarla ve Yüksek Seçim Kurulu genelge ve kararları ile verilen diğer görevleri yapmak (298/71-6).”

şeklinde sayılmıştır.

Sandık kurulu başkanının öncelikle yapacağı  işler”  başlıklı  7.  maddesinde;  “Sandık kurulu başkanı; il ve ilçe merkezi dışında kalan köy, mahalle ve beldelerdeoy

verme gününden önceki Cuma günü ilçe seçim kurulu başkanından, il ve ilçe merkezlerinde ise, oy verme günü saat 05.00’te bina sorumlusu veya bina sorumlusu bulunmayan yerlerde ilçe seçim kurulu başkanından veya görevli geçici ilçe seçim kurulu başkanından aşağıda yazılı oy verme araçlarını kontrol ederek tutanakla teslim almak ve zamanında sandık yerinde bulundurmak zorundadır (298/68).

Sandık kurulu başkanınca;

a)         Görevli olduğu sandık için ağzı mühürlü kese içine konulmuş numaralı sandık kurulu mührü ve iki adet “TERCİH” veya “EVET” yazılı mührü,

b)         Kapalı oy verme yerleri sayısına eşit miktarda siyasi parti adaylarını ve varsa bağımsız adayları gösteren listeler (Örnek: 73, Örnek: 74, Örnek: 75),

c)     Kapalı oy verme yerine asılacak Örnek: 19 sayılı “Açıklama Levhası”,

ç) Kapalı oy verme yerine asılacak Örnek: 20 sayılı “Uyarı Levhası”,

d)        Oy verme kabini ve oy sandığı (Ayrıca, birleştirme yapılan muhtarlık var ise o muhtarlıkların sandıklarına yapıştırılacak muhtarlığın ismi yazılı levhaları ve karışıklığa meydan vermemek için bu sandıklarda oy kullanacak seçmenlerin oyunu kullanacağı karton kabinleri),

e)            Belediye başkanlığı (büyükşehir belediye başkanlığı dâhil), belediye meclisi üyelikleri, il genel meclisi üyelikleri seçimleri için ayrı ayrı olmak üzere, üstü il seçim kurulu tarafından numaralanıp mühürlenmiş ve sandık seçmen sayısının % 15′i kadar fazla sayıda hazırlanmış olan birleşik oy pusulası paketleri (2972/18-h),

f)     Mahalle ve köy seçimlerinde kullanılmak üzere yeteri kadar boş beyaz kâğıt,

g)      Filigranlı kâğıttan üretilmiş ve ön yüzünün sol üst köşesinde Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu amblemi bulunan ve ilçe seçim kurulu başkanlığı mührünü taşıyan (SARI) renkli oy zarflarına ait paketi (298/78),

ğ) Oy sandıklarının önüne yapıştırılacak sandık numarasını gösterir levha,

h)      Istampa, ıstampa mürekkebi, mühür mumu ve sicim ile sayfaları ilçe seçim kurulu başkanlığınca mühürlenmiş tutanak defteri, sayım cetvelleri ve tutanak kâğıtları, tükenmez kalem,

ı) Her sayfası ilçe seçim kurulu başkanı tarafından mühürlü ve sonu onaylı olan tek imza sütunlu iki nüsha sandık kurulunca kullanılacaksandık seçmen listesi (Örnek: 2) ve ceza infaz kurumlarında kurulan sandıklar için ise ilçe seçim kurulu başkanınca her sayfası mühürlü ve sonu onaylı tutuklu ve taksirli suçlardan hükümlü seçmen listesi (Örnek: 2/A),

i)    Sahiplerine verilememiş olan seçmen bilgi kâğıtları (Örnek: 6),

j)         Sandık kurullarının görev ve yetkilerini gösterir 3 (üç) adet 138 sayılı Genelge (Genelgelerden bir adedi başkana, bir adedi kursa katılan memur üyeye verilir; bir adedi de yedek olarak torbaya konulur.),

k)          Sandık kurulu başkan ve üyelerinin, bina sorumlularının, seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçlerinin ve ilçe seçim kurulu tarafından sandık kurulu başkan ve üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin hangi seçimde oy kullanma haklarının bulunduğuna dair belgeler (Örnek: 142) ve diğer gerekli araçlar (298/94),

l)      Her seçim için oy pusulasındaki siyasi parti ve bağımsız aday sayısından beş fazla sayıda sandık sonuç tutanağı (298/105),

m)     İmza cetveli ilçe seçim kurulundan, bina sorumlusundan veya muhafaza edildiği yerden temin edilir.

Yukarıda sayılan araç ve gereçleri teslim alan sandık kurulu başkanı, ilçe seçim kurulu

başkanı tarafından daha önce kendisine adı bildirilen bina sorumlusu ile haberleşerek sandığın götürüleceği gün ve oy verme günü binada hazır bulunmasını ister (298/74).”

Oy verme” başlıklı 31. maddesinde;

A) Oy vermeden önceki işler;

Sandık kurulu önüne alınan seçmen, oyunu kullanmadan önce kimlik belgesini ve varsa seçmen bilgi kâğıdını başkana verir ve kimliğini ispat eder.

Sandık kurulu başkanı, oy verme işlemini izlemek üzere kurul üyeleri arasında iş bölümü yaparak ayrı ayrı görevlendirir. Üyelerden biri, seçmenin oy verme işlemini takip ederek karışıklığa meydan verilmemesini ve seçmenin oyunu sandığa atmasını ve kendilerinin önünde bulunan oy pusulaları ile oy zarflarının kaybolmamasını sağlar. Diğer bir üye ise sandık seçmen listesinin imza bölümünü takip ederek sandık önüne alınan seçmenin sandık seçmen listesinden adını bulur.

B)Oy verme işlemi;

“…Başkan, kanuna uygun biçimde hazırlanmış ve mühürlenmiş oy zarfı ile birleşik oy pusulalarını, hiçbir tarafında herhangi bir işaret bulunmadığını ve arkalarının sandık kurulu mührü ile mühürlü olduğunu, kurul üyelerine, müşahitlere ve seçmene gösterdikten sonra “TERCİH” veya “EVET” mührünü seçmene vererek kapalı oy verme yerini gösterir….” denildikten sonra oyu nasıl kullanacağı hususunda seçmenin bilgilendirilmesine ilişkin görevlerine yer verilmiştir.

138 sayılı Genelgenin sandık kurulu başkanının görev ve yetkilerine ilişkin maddelerinin birlikte incelenmesinden;

Sandık kurulu başkanının tek başına yapabileceği işlerin, sandık alanında düzenin sağlanması, sandık kurulu üyeleri arasında işbölümü yapılması ve seçmenlere nasıl oy kullanacağı hususunda bilgi verilmesi ile sınırlı, idari nitelikli işler olduğu; oy verme öncesi, oy verme süresi, sayım döküm ve tasnif aşamasındaki seçimin güvenliğine ve sonucuna müessir olabilecek tüm iş ve işlemlerin ise, yedi kişilik sandık kurulu tarafından alındığı ve birlikte tutanağa geçirildiği anlaşılmaktadır. 

Öte yandan, kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanlarının görev yaptığı sandıklarda kullanılan oyların geçersiz sayılması ve bu nedenle geçersiz sayılan oyların toplamının seçim sonucuna tesir etmesi durumunda seçimin iptal edilebilmesi için, kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanlarının her birinin, oy verme gününde yaptıkları işlemlerde yanlı davrandıkları, seçmenin iradesine etki ettikleri, Kanun ve Genelge hükümlerine aykırı işlem yaptıkları, gizli oy açık sayım ilkesine uymayan tutum ve davranışlar sergilediklerinin somut delil ve gerekçelerle kanıtlanması gerekmektedir.

298 sayılı Kanunun “İKİNCİ KESİM” altında yer alan ve şikayetin ‘Tarifi ve mercii’ başlıklı 116. maddesinde;

Şikayet, kütüklerin düzenlenmesi ile görevli ilçe seçim kurulu başkanlariyle, kütüklerin düzenlenmesine memur edilen sair kimselerin ve il, ilçe seçim kurullariyle sandık kurullarının veya kurullar başkanlarının bu kanunun verdiği yetkilere dayanarak yaptıkları işlemlere ve aldıkları tedbirlere ve bunlara benzer sair muamelelerine veya herhangi bir kimsenin bu kanunun koyduğu yasak hükümlerine aykırı hareketlerine karşı bu işlemlerin, tedbirlerin sair muamelelerin düzeltilmesi, veyahut kanunun koyduğu yasaklara uymayanların, bu hareketlerinin önlenmesi maksadiyle yapılan müracaatlardır. Şikayet bu kurullara veya başkanlarına veya sair görevlilere sözlü veya yazı ile 110 uncu maddede gösterilenler tarafından yapılır.’ Kuralı,

İtirazın şekli” başlıklı 112. maddesinde;

İtiraz yazı ile veya sözle yapılır. Sözle yapılacak itirazlar gerekçesiyle birlikte tutanağa yazılır. İtiraz edenin adı, soyadı, açık adresi yazılarak imza ettirilir. İmza bilmeyenlere parmak bastırılır.

Kimliğini ispat edemeyenlerin, delil ve gerekçe gösteremeyenlerin itirazları incelenmez, bu sebeple incelenmediği tutanağa yazılır.

Yazılı itirazlarda da yukarıdaki şartlar aranır ve deliller itiraz dilekçesine eklenir. Gerekçesi ve delili olmayan yazılı itirazlar da incelenmez. Her iki halde de itirazın alındığına ve hangi tarihte yapıldığına dair, itiraz yapana alındı belgesi verilir. İtirazlar seçim kurulu başkanına yapılır. Seçim kurulu başkanı bulunamazsa, yazılı itiraz nöbetçi savcıya alındı belgesi ile yapılır. Savcı yapılan itirazın kaydını işleyerek hemen seçim kurulu başkanına gönderir.

Siyasi partiler, seçim başlangıcında partileri adına kimlerin itiraz edebileceklerini mühür ve imzalı bir yazı ile seçim kurullarına bildirirler. İtiraz edebileceklerin imza sirküleri parti başkanınca onaylanarak bildirilir. Parti adına itiraz edeceklerden kimlik aranmaz.

İtirazlarda, delillerin hangi resmi makamlarda bulunduğunun bildirilmesi delil yerine geçer ve bu delili seçim kurulu temin eder.

Yüksek Seçim Kuruluna yapılacak itirazların yazılı olması lazımdır.” Kuralı,

İl seçim kurulu ve başkanlarının şikayet üzerine verecekleri kararlarla, sair kararlarına ve tutanaklara itiraz ve olağanüstü itiraz” başlıklı 130. maddesinin olağanüstü itirazı düzenleyen dördüncüfıkrasında;

Bu itirazlar yazılı olarak yapılır. İtiraz dilekçesine, itiraz edenin adının, soyadının ve açık adresinin yazılması, ihbar ve iddia olunan vakıaların mahiyetinin ve gerekçesinin beyanının, delillerinin gösterilmesi ve belgelerinin bağlanması, bu belgelerin elde edilmesi mümkün değil ise, sebeplerinin ve nereden ve ne suretle temin olunabileceğinin bildirilmesi lazımdır.” Kuralı,

Aynı maddenin son fıkrasında ise;

Bu şartları haiz olmayan dilekçeler reddolunur.” Kuralı bulunmaktadır.

112. maddede; gerekçesi belirtilmeyen ve delilleri gösterilmeyen itirazların incelenmeyeceği, 130. maddede ise, itiraz eden tarafından ihbar ve iddia olunan vakıaların mahiyetinin ve gerekçesinin beyan edilmesi, delillerin gösterilmesi ve belgelerin bağlanması, bu belgelerin elde edilmesi mümkün değil ise, sebeplerinin ve nereden ve ne suretle temin olunabileceğinin bildirilmesi gerektiği, aksi halde bu koşulu taşımayan dilekçelerin reddolunacağı belirtilmekle, “ispat yükü” itiraz edene yüklenmiştir.

Olağanüstü itiraz dilekçesinin eki belgeler arasında kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanları hakkında; oy verme günü kanunun verdiği yetkilere dayanarak yaptıkları işlemler, aldıkları tedbirler ve kanunun koyduğu yasaklara aykırı davranışları nedeniyle sözlü ya da yazılı bir başvuruda bulunulduğuna veya 112. madde uyarınca seçim kurullarına itiraz edildiğine ilişkin bir belge sunulmadığı gibi, itiraz dilekçesinde de sandık numarası ve isim belirtilmek suretiyle somut bir olayın mahiyetinden bahsedilmemiştir.

Kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanlarının oy verme günü yaptıkları işlemlerde ve aldıkları tedbirlerde 298 sayılı Kanuna ve Yüksek Seçim Kurulunca hazırlanan Genelgelere aykırı davrandıkları, şüpheli tutum ve davranış sergilediklerine ilişkin delil ve gerekçe gösterilmediğinden, kesinleşmiş sandık kurulu oluşumuna dayalı olarak yapılan itirazın reddi gerekmektedir.

Nitekim Yüksek Seçim Kurulu, geçmiş seçimlerde benzer sebeplerle yapılan itirazlar üzerine verdiği kararlarda benzer gerekçelerle seçimlerin iptali talebini reddetmiştir.

Örneğin; Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanlığınca 29 Mart 2009 Pazar günü Yozgat İli Akdağmadeni İlçesi Oluközü Beldesinde yapılan Belediye Başkanlığı ve Belediye Meclisi Üyeliği seçimlerinde 1058 ve 1061 nolu sandıklarda görev yapan iki kişinin aynı zamanda Adalet ve Kalkınma Partisinden Oluközü Beldesi Belediye Meclis Üyesi adayı olduğundan bahisle yapılan itirazın reddine dair Akdağmadeni İlçe Seçim Kurulu kararının,sandık kurulunun 298 sayılı Kanunun 26. maddesine aykırı oluşturulduğu gerekçesiyle kaldırılmasına ve seçimlerin yenilenmesine ilişkin Yozgat İl Seçim Kurulu kararını itiraz üzerine inceleyen Yüksek Seçim Kurulu “Sandık kurullarının kuruluşuna ilişkin işlemlerin kesinleşmesinden sonra bu kuruluşa karşı yapılacak itirazlar seçimden sonra o seçimlerin iptali için bir itiraz sebebi olarak ileri sürülemez.

Bu nedenle, 29 Mart 2009 Pazar günü Yozgat İli Akdağmadeni İlçesi Oluközü Beldesinde yapılan Belediye Başkanlığı ve Belediye Meclisi Üyeliği seçimlerinin iptaline ilişkin olarak Yozgat İl Seçim Kurulunca verilen 02/04/2009 tarih ve 2009/37 sayılı kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.”gerekçesiyle 29 Mart 2009 Pazar günü Yozgat İli Akdağmadeni İlçesi Oluközü Beldesinde yapılan Belediye Başkanlığı ve Belediye Meclisi Üyeliği seçimlerinin iptaline ilişkin Yozgat İl Seçim Kurulunca verilen 02/04/2009 tarih ve 2009/37 sayılı kararın kaldırılmasına karar vermiştir (03/04/2009 tarih ve 640 sayılı YSK kararı).

Yine benzer şekilde, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma GÜRKAN tarafından 29 Mart 2009 tarihinde Adıyaman İli Merkez İlçesi Yaylakonak Beldesi Merkez mahallesinde kurulan 2028 ve 2029 nolu sandıklarda, sandık kurulu üyesi olarak görev yapan Zeynel GALAN ve Hüseyin POLATDEMİR’in aynı zamanda belediye meclis üyeliğine aday oldukları, ancak aday olan kişiler 298 sayılı Kanunun 26. maddesine göre sandık kurulunda görev alamayacaklarından, 2028 ve 2029 nolu sandıktan çıkan oyların geçersiz sayılması ve seçimlerin yenilenmesine karar verilmesinin istenilmesi üzerine, Yüksek Seçim Kurulu tarafından “…Adıyaman 2. Merkez İlçe Seçim Kurulunun 31/03/2009 tarihli, 2009/211 sayılı kararında; 2028 ve 2029 nolu sandık kurulu tutanak defterlerinin incelenmesi sonucunda herhangi bir itirazın olmadığı anlaşıldığından itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Kurulumuzca, dosyadaki belgelerin incelenmesinden, her ne kadar 298 sayılı Kanunun 26’ncı maddesi uyarınca aday olanların kurullarda yer alması mümkün değil ise de bu aykırılığın seçimin iptaline neden olabilmesi için neticeye müessir olduğunun kanıtlanması gerektiği, muterizlerin bu hususa ilişkin somut kanıt sunmadıkları anlaşıldığından ve 2028 ve 2029 nolu sandıklarda sayım ve döküm esnasında 298 sayılı Kanuna ve Yüksek Seçim Kurulu genelgelerine aykırı bir işlem yapıldığına ilişkin somut delil ve gerekçe gösterilmediğinden, Adıyaman Merkez İlçe Seçim Kurulunun 31/03/2009 tarihli, 2009/211 sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, yapılan itirazın reddine karar verilmesi gerekmiştir.”gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir(27/04/2009 tarih ve 1616 sayılı YSK kararı).

Yüksek Seçim Kurulunca; Cumhuriyet Halk Partisi Ankara İl Başkanı Zeki ALÇIN tarafından Ankara genelinde Büyükşehir Belediyesi seçimine ilişkin oyların yeniden sayılarak ilanına karar verilmesi istemiyle yaptıkları itirazın reddine dair Ankara İl Seçim Kurulunun 2014/76 sayılı kararının iptali ile Ankara İlinde tüm sandıklar için yeniden sayım döküm işlemi yapılmasının istenilmesi üzerine verilen kararda“…Dilekçede, somut bir sandık numarası, olay ve somut bir delil gösterilmeden sandık kurulu başkanlarının yanlı tutumlarda bulundukları belirtildiğinden, sandık kurullarının oluşumunun gözden geçirilmesinde fayda bulunmaktadır…”denildikten sonra, sandık kurullarının oluşumu ve oy verme işleminin tamamlanmasından sandık sonuç tutanaklarının işlenmesine kadar olan süreçteki denetim mekanizmaları açıklanmış ve devamında “…Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, sandık başında seçimi siyasi partilerin yaptığının kabulü gerekir. Yedi kişilik sandık kurulunun beş üyesi siyasi partilerin bildirdiği isimlerden oluşmaktadır. Başka bir anlatımla, sandık kurulu başkanının, sandık kurulunun siyasi partili üyesinin huzurunda bu denli yanlı davranmaya cesaret edemeyeceği değerlendirilmektedir.

298 sayılı Kanun’un 112. maddesinin ikinci fıkrasında delil ve gerekçe göstermeyenlerin itirazlarının incelenmeyeceği öngörülmüştür. Seçim hukukunda disiplin ön plânda tutulduğundan, itirazlarda resen araştırma prensibi geçerli kabul edilmemiş, itirazlarda delil ve gerekçe gösterilmesi veya delilin hangi resmi makamlarda bulunduğunun bildirilmesi istenilmiştir. Bir anlamda yapılacak itiraz ve şikâyetlerde ciddiyet ve sorumluluk aranmıştır. Öyle ki, anılan Kanun’da itirazlarda sadece gün belirtilmesi ile yetinilmemiş, saat (298 sayılı Kanun md. 128, 130) olarak da gösterilmesi yoluna gidilmiştir. Delil ve gerekçe gösterilmeyen itirazların da incelenmesi usulünün benimsenmiş olması halinde seçimlerin kesinleştirilmesi uzun süreye yayılabileceğinden, bu sürecin uzaması durumunda seçimi yöneten kurullara karşı güvensizlik oluşması kaçınılmaz olacaktır. İtiraz ve şikâyetlerde delil ve gerekçe gösterilmesi kanuni bir zorunluluk olduğundan, hak arama hürriyetine müdahale olarak değerlendirilmesinin yasal dayanağı bulunmamaktadır.

Bu durumda, Ankara İl Seçim Kurulunun 2014/76 sayılı kararına yapılan itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.gerekçesiyle itiraz reddedilmiştir(09/04/2014 tarih ve 1199 sayılı YSK kararı).

Kararın Hukuki Güvenlik ilkesine aykırılığı sorunu Anayasanın 2. maddesinde ifade edilen hukuk devletinin temel ilkelerinden birisi “belirliliktir”. Bu ilkeye göre, her türlü yasal ve idari düzenlemeler ile yargı kararlarının kişiler ve kurumlar yönünden açık, net, anlaşılır ve ulaşılabilir olması gereklidir. “Belirlilik” ilkesi, aynı zamanda “hukuki güvenlik” ilkesi ile ilintili olup, kişilerin eylem ve işlemlerinin hukuki sonuçlarını, önceden öngörebilmesini sağlar.

Hukuki Güvenlik ilkesi yalnızca yasama ve yürütme değil, yargı yerlerince de gözetilmesi gereken bir ilkedir.

Genel ve soyut nitelikteki Kanun hükümlerinin anlamı, çoğu zaman somut olaylara uygulandığında ortaya çıkar. Bu sebepledir ki yargı yerlerince benzer olaylarda Kanun hükmünün aynı şekilde yorumlanması ve uygulanması yargı kararlarını “öngörülebilir” kılar.

Yargı kararlarının öngörülebilir olması maddi ve hukuki yönden benzer olan ihtilaflarda verilen kararların da benzer olması anlamına gelir.Yüksek Seçim Kurulu yıllar itibariyle “sürekli” ve “tutarlı” bir şekilde seçimlerden önce tesis edilip kesinleşen sandık kurullarının kuruluşuna ilişkin işlemlerin, seçimlerden sonra seçim iptal sebebi olarak ileri sürülemeyeceğine, bu işlemlerin seçim sonucuna müessir sayılabilmesi için sandık kurulunda görev alması mümkün olmadığı halde görev yapan kişilerin oy verme günü kanun ve genelgelere aykırı işlemler yaptığının delil ve gerekçeleriyle kanıtlanması gerektiğine ilişkin kararlar vermiştir.

Erzurum İli Pasinler İlçesi Karavelet Mahallesinde yapılan seçimlerde muhtar adayı B.Ç. nin kendisinin ve aza listesinde yer alan dört kişinin sandık kurulunda partili üye olarak görevlendirildiği, sandık kurulu başkanı veya herhangi biri tarafından sandıktan kaldırılması gerektiği yönünde uyarılmadığı iddiasıyla muhtarlık seçiminin iptal edilmesi istemiyle  yapılan itirazın Pasinler İlçe Seçim Kurulunca reddedildiği, bu karara karşı Erzurum İl Seçim Kuruluna yapılan itiraz kabul edilerek 06/04/2019 tarihli, 2019/54 sayılı karar ile ihtiyar heyeti adaylarının sandık kurulunda yer alamayacağı gerekçesiyle seçimlerin yenilenmesine karar verilmiştir.

Anılan karara itiraz edilmesi üzerine Yüksek Seçim Kurulu tarafından “Erzurum İli Pasinler İlçesi Karavelet Mahallesi 1043 nolu sandık kurulunda üye olarak görev yapan aza adaylarının seçim sonuçlarına ne şekilde etki ettiklerine dair somut tespit bulunmadığından Erzurum İl Seçim Kurulunun 06/04/2019 tarihli, 2019/54 sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.” gerekçesiyle tam kanunsuzluk nedeniyle itirazın kabulüne ve Erzurum İl Seçim Kurulunun 06/04/2019 tarihli, 2019/54 sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiştir (14/04/2019 tarihli, 2760 sayılı YSK kararı).

Yüksek Seçim Kurulu bu kararda 7 kişilik sandık kurulunun 5’inin seçimi kazanan muhtar adayı ve azalardan oluşmasını tek başına seçimin sonucuna müessir hal olarak kabul etmemiş, Kurulda yer alan bu kişilerin “seçim sonuçlarına ne şekilde etki ettiklerine dair somut tespit” bulunması koşulunu aramıştır.

İyi Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından Mustafakemalpaşa İlçesinde yapılan seçimde 1009, 1082, 1086, 1093 ve 1182 numaralı sandıklarda görevli olan sandık kurulu başkanlarının, aynı zamanda belediyede çalışan müdür ve müdür yardımcısı olmaları nedeniyle tarafsız olamayacakları öne sürülerek, bu durumun tam kanunsuzluk hali olduğu iddiası ile yapılan itiraz üzerine; Yüksek Seçim Kurulu tarafından “Sandık kurullarının teşkiline ilişkin itirazların Yüksek Seçim Kurulunun 13/12/2018 tarih ve 2018/1105 sayılı kararı ile kabul edilen Seçim Takvimine göre 2 Mart 2019 tarihinde kesin olarak karara bağlanması nedeniyle tam kanunsuzluk iddiasına ilişkin talebin reddine,” karar verilmiştir (20/04/2019 tarihli, 3469 sayılı YSK kararı).

Yüksek Seçim Kurulu belediye seçimlerinde sandık kurulu başkanlarının, belediyede çalışan müdür ve müdür yardımcılarından belirlenmesinin seçimin sonucuna müessir olduğu iddiasıyla anılan sandıklarda yapılan seçimin tam kanunsuzluk hali nedeniyle iptal edilmesi yönündeki talebi; işin esasına girerek sandık kurulu başkanlarının tarafsız olup  olamayacakları yönünden bir değerlendirme yaparak karar vermek yerine, kesinleşen işlemlerin seçimlerden sonra seçim iptal sebebi olarak ileri sürülemeyeceği anlamına gelen ve yıllar itibariyle verdiği kararlarla tutarlı bir şekilde “sandık kurullarının kuruluşunun 2 Mart 2019 tarihinde kesinleştiği” gerekçesiyle reddetmiştir.

Yargı mercilerinin istikrar kazanmış içtihatlarını değiştirdiği hallerde bu değişikliği izah eden bir kanun değişikliği yapılmış olması beklenir. Somut olaya bakıldığında 298 sayılı Kanunda “Kanuna aykırı şekilde teşkil edilen sandıklarda kullanılan oylar her koşulda geçersizdir” şeklinde bir kanun değişikliği olmadığına göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptali talebinin “öngörülebilirlik” ilkesi gereği de reddi gerekmektedir.

İlçe Seçim Kurullarının ihmal ve kusuru nedeniyle seçmenin oyunun geçersiz sayılıp sayılamayacağı sorunu:

Esasen Yüksek Seçim Kurulu zaman içinde “sürekli” ve birbiriyle “tutarlı” şekilde verdiği kararlarla bu hususa açıklık getirmiştir.

Yüksek Seçim Kurulunca verilen 01/04/1984 tarihli ve 272 sayılı kararda;

“…Gerçekten 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 103/4. maddesi uyarınca, arkasında sandık kurulu başkanlığının mühürü bulunmayan birleşik oy pusulaları muteber değildir. Kurulumuzun bu seçimler dolayısıyla kabul ederek bastırıp gönderdiği  138  numaralı  Genelgesinin  47/3. maddesinde de aynı esas tekrarlanmıştır. Kanun koyucunun bu esası benimsemesindeki gayesinin, seçimlerde kullanılacak oy pusulasının dışarıdan temin edilip atılmasını ve böylece seçime hile karıştırılmasını önlemek olduğu kuşkusuzdur…

Görüldüğü üzere oy pusulalarının dışarıdan temin edildiği yolunda bir iddia yoktur. Olay tamamen, bu konuda eğitilmediği anlaşılan sandık kurulunun hatasından kaynaklanmaktadır. Seçmen, kendisine sandık kurulunca verilen oy pusulalarını alarak oyunu kullanmıştır. 298 sayılı Kanunun 103/4. maddesi gayesine uygun olarak yorumlandığında, bu sandıkta kullanılan bahse konu seçimlere ait oy pusulalarının geçersiz sayılması, olayımız bakımından, seçmenin iradesini ve hakkı şekle mahkûm edecek sonuçlaragötürür.Açıklananhukukivemaddiolgularnedeniyleitirazkabuledilmesive 35 No.lu bahse konu sandıktaki sonuçların da nazara alınarak seçim sonuçlarının belirlenmesine karar verilmelidir…” denilmiştir.

Keza Yüksek Seçim Kurulu tarafından gönderildiğinde şüphe bulunmayan hallerde, sandık kurullarının hata veya ihmali sonucu mühürlenmeyen oy zarfı ve oy pusulası ile kullandırılan oyların geçerli kabul edilmesi gerektiğine ilişkin Yüksek Seçim Kurulunun 16/04/2017 tarihli ve 2017/560 sayılı kararının, Kanun ve Genelge hükümlerine açıkça aykırı olduğundan bahisle 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan halkoylamasının olağanüstü itiraz yoluyla iptal edilmesi istemiyle yapılan başvuru üzerine verdiği 19/04/2017 tarih ve 573 sayılı kararı ile yıllar itibariyle verdiği kararlarla uyumlu şekilde;  

“…Münferit de olsa bazı sandık kurullarının 298 sayılı Kanunun 77. maddesinin dördüncü fıkrasındaki görevini yapmaması, netice itibariyle yukarıda özetlenen usule uygun olarak sandık kurullarına ulaştırılan oy pusulası ve zarf kullanılmak suretiyle gerçekleşen oylamada, seçmene yüklenebilecek bir kusur olmamasına rağmen Anayasal hakkını kendisinden beklenen yükümlülüklere uygun olarak kullanan seçmenin oyunun geçerli sayılmamasının, yönetime katılma hakkının özünü ortadan kaldıracak bir sonuç yaratacağı açıktır.

Oy kullanma işleminin; seçim güvenliğini sağlamaya yönelik ve sahte oy kullanılmasını engellemek amacıyla getirilen kontrol mekanizmalarına uygun olarak, Yüksek Seçim Kurulunca üretildiğinden kuşku bulunmayan oy pusulası ve zarf kullanılarak gerçekleşmesi halinde, sandık kurulunca mühürleme işleminin yapılmaması tek başına seçmenin oyunun geçersiz sayılması için yeterli değildir. Aksine bir uygulama, bu hakkı korumak için getirilen ve araç niteliğinde olan usul kurallarından sadece birinin ihlalinin, hakkın özünü ortadan kaldıracak şekilde uygulanması sonucunu doğurur ki; bu sonuç, beklenilen amaca aykırıdır.

Bu nedenledir ki, Yüksek Seçim Kurulunca geçmiş yıllarda istikrarlı olarak, Yüksek Kurul tarafından gönderildiğinde şüphe bulunmayan hallerde, sandık kurullarının hata veya ihmali sonucu mühürlenmeyen oy zarfı ve oy pusulası ile seçmene kullandırılan oyların geçerli olduğu kabul edilmiştir.

Sandık seçmen listesinde yazılı herkesin oy kullanma hakkı bulunmaktadır. Anayasanın 67 ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 No.lu Protokolün 3. maddesi serbest seçim hakkı bakımından birlikte değerlendirildiğinde, sandık kurullarının hata veya ihmali sonucu mühürlenmeyen oy zarfı ve oy pusulası ile kullandırılan oyların geçerli kabul edilmesi anılan Kanun ve Genelge hükümlerinin amacına aykırılık oluşturmamaktadır” gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir.

Kaldı ki 298 sayılı Kanunun 101. maddesinde “Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan oy pusulaları geçerli değildir.” kuralı olmasına karşın, anılan Kanunun hiçbir maddesinde “Kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanının görev yaptığı sandıklarda kullanılan oylar geçersizdir” şeklinde bir kural yoktur. Ayrıca sandık kurulu başkanının belirlenmesi işlemi şikayet ve itiraz yoluyla denetlenebilen bir işlemdir.

Bu itibarla, kamu görevlisi olmayan kişilerin görev yaptıkları sandıklarda, 5 üyesi siyasi partiler tarafından belirlenen 7 kişiden oluşan sandık kurullarınca, oy verme günü işlemleri Kanun ve Genelgelere uygun şekilde yapılmış, seçmen özgür iradesi ile oyunu kullanmış, gizli oy açık sayım ilkesine uyulmuş, sayım döküm ve tasnif işlemleri adaylar, müşahitler ve vatandaşların huzurunda şeffaf ve dürüst şekilde yapılmış, sandık sonuç tutanağı düzenlenmiş ve bu tutanaklar ilçe birleştirme tutanaklarına girilmiş, Ak Partili üyenin de görev yaptığı bu sandıklarda sayılan hususların yerine getirilmediğine ilişkin her hangi bir şikayet ve itirazda bulunulmamış ise, seçmene yüklenebilecek bir kusur olmamasına rağmen, ilçe seçim kurulu başkanının kusur ve ihmaliyle sandık kurulu başkanının kanuna aykırı belirlenmiş olması nedeniyle Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle teminat altına alınan seçme hakkının özünü ortadan kaldıracak şekilde o sandıklarda kullanılan oyların geçersiz sayılması hukuken mümkün olmadığından olağanüstü itirazın bu sebeple de reddi gerekmektedir.

Suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin kısım yönünden:

Öncelikle 31 Mart 2019 tarihinde yapılan Mahalli idareler seçimlerinde İstanbul  İlindeki 31.186 sandıkta görev yapan sandık kurulu başkanının 754’ünün Kamu görevlisi olmayan    kişilerden    belirlenmesi    Kanun   hükmüne    aykırı    olmakla    birlikte,    yukarıda açıkladığım gerekçelerle bu aykırılık seçim sonucuna müessir değildir.

Kurulumuzca verilen 23/04/2019 tarihli ara kararına gelen cevapların değerlendirilmesinden; 754 kişiden 532’sinin özel okullarda öğretmenlik yaptığı, Mülki amirler tarafından yerleşim yeri adresi esasına göre bildirilen sayının yeterli olmaması, ilk belirlemeden sonra mazeret bildirenler nedeniyle meydana gelen boşalmaların seçim takvimi gereği hızlıca doldurulması zorunluluğunun bulunması ve personelin 2018 yılında yapılan Kanun değişikliğini içselleştirmemiş olması gibi nedenlerle İstanbul İlindeki 76 ilçe seçim kurulundan 65’inde benzer hatanın yapıldığı anlaşılmaktadır.

İdari işlemlere karşı açılan iptal davalarında işlemin kanuna aykırı bulunarak iptal edildiği her durumda işlemi tesis eden kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulmamaktadır.

Kaldı ki; 298 sayılı Kanun hükümlerine göre seçim suçlarına ilişkin  soruşturmalar genel hükümlere göre doğrudan Cumhuriyet savcılarınca yapılmaktadır.

Bu gerekçelerle kararın, suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin kısmına katılmıyorum.

Kısa kararda yer verilmeyen ancak, gerekçeli kararda seçimin iptal sebebi olarak gösterilen hususlara gelince:

Usul yönünden:

Yüksek Seçim Kurulunun 6 Mayıs 2019 tarihinde yapılan toplantısında itiraz eden Adalet ve Kalkınma Partisinin seçimin iptali için ileri sürdüğü sebeplerden sandık kurulu başkanlarının 298 sayılı Kanunun 22. maddesine aykırı olarak belirlendiği ve bu durumun da seçim sonuçlarına müessir olduğu iddiası dışındaki sebepler kabul edilmemiştir. Toplantı dağılmadan hazırlanıp anında açıklanan kısa kararda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin, sandık kurullarının Kanuna aykırı oluşturulduğu ve bunun da seçim sonuçlarına müessir olduğu gerekçesiyle iptal edildiği ilan edilmiştir.

Kısa karar hüküm niteliğinde olup, gerekçeli kararın hükümle uyumlu olması gerekir. Gerekçeli karar, açıklanan hükmün gerekçelerinin gösterilmesinden ibaret olup, gerekçeli kararda hükmün dayandığı sebepten farklı sebeplere dayanılması, ilan edilen hükmün hem muhalif kalan üyeler hem de ilgililer tarafından denetlenmesini zorlaştırır.

Hal böyle olmasına karşın, gerekçeli kararda, sayım döküm cetvellerine ilişkin eksiklikler ile kısıtlı seçmenlerin oy kullanması, ölü, tutuklu ve hükümlü seçmenlerin yerine oy kullanılması, seçimin sonucuna müessir olmamakla birlikte usulsüzlük olarak değerlendirilip, seçimin iptal edilmesine ilişkin gerekçeler arasında yer verildiği görülmekle, gerekçeli kararın yazılmasından sonra muttali olduğum bu hususlara ilişkin de görüş belirtmek gerekmiştir.

18 sandıkta sayım döküm cetveli bulunmadığı hususu hakkında:

Sayım döküm cetveli bulunmayan 18 sandık ile ilgili kesin olan tek maddi gerçeklik bu cetvellerin ilçe seçim kuruluna teslim edilmediğidir. 18 sandıkta hiç cetvel düzenlenmediğinin kesin olarak ileri sürülebilmesi için ya sandık kurulu üyeleri çağrılarak beyanlarının alınmış olması veya sandık kurulu üyeleri müşahit ve hazır bulunan vatandaşlar tarafından cetvel düzenlenmediği için yapılmış olan itirazların tutanağa geçirilmesi suretiyle tespit edilmiş olması, ya da ilçe seçim kuruluna bu sebeple itiraz edilmiş olması gerekir.

Sayım döküm cetveli tutulmadan parti ve adayların aldıkları oyların sağlıklı tespiti yapılamayacağından İstanbul gibi metropol bir şehirde yapılan bir seçimde bu durumun ihmal edilmiş olması hayatın olağan akışına uygun değildir. Üstelik bu tür eksiklikler ilk defa İstanbul seçimlerinde karşılaşılan bir durum değildir. Sayım döküm sırasında tutulan cetvellerin sandık mahallinde unutulması veya genellikle de yeterli sayıda sandık sonuç tutanağı düzenlenmediği için müşahitler tarafından tutanak yerine sayım döküm cetvelinin alınması nedeniyle bu eksikliğin meydana geldiği seçim yönetimi tarafından bilinen bir gerçektir.

298 sayılı Kanunun “DÖRDÜNCÜ KESİM” “Oyların sayımı ve dökümü” başlığı altında yer alan ve 95. maddeden başlayıp 106. maddeye kadar devam eden, 11 madde bir arada değerlendirildiğinde; anılan maddeler uyarınca yapılan tüm işlemlerin 105. maddede düzenlenen Sandık Sonuç Tutanağının elde edilmesine ilişkin hazırlık işlemleri olduğu görülmektedir. Bir sandıkta yapılan seçimin sonucunu gösteren nihai belge Sandık Sonuç Tutanağıdır. Sandığın bulunduğu bina ve yapıda herkesin görebileceği yere asılan, o seçim bölgesinde seçime katılan siyasi partilerin ve bağımsız adayların müşahitlerine ve talep etmeleri halinde sandık kurulunun partili üyelerine verilen ve Kanunun 108. maddesi uyarınca ilçe seçim kurullarınca birleştirme tutanaklarına işlenen tutanak, Sandık Sonuç Tutanağıdır.

Sayım döküm cetveli ise, siyasi partiler veya adaylar tarafından, aldıkları oyların sandık sonuç tutanağına eksik geçirildiği, hiç geçirilmediği veya kaydırma yapıldığı iddiasıyla itiraz edilmesi halinde başvurulacak belge niteliğindedir. Bu sebeplerle itiraz edilmesi durumunda, sayım döküm cetvelleri esas alınarak gerekli düzeltmeler yapılmaktadır. Sayım döküm cetvelleri ile sandık sonuç tutanaklarının uyumlu olması durumunda imza veya mühür noksanlığı önem arz etmemektedir.

Sayım döküm cetvellerinin mevcut olmadığı durumlarda ise, itiraz edilen seçim kurullarınca kimi zaman oy torbaları açılarak geçerli geçersiz değerlendirmesi yapılmaksızın partilerin veya adayların aldıkları geçerli oylar sayılmakta, sandık sonuç tutanağından farklı bir sonuç çıkması durumunda denetim tutanağı düzenlenmekte ve bu tutanak sandık sonuç tutanağı yerine geçmektedir. Kimi zaman da sayım döküm cetveli mevcut olmasa bile sandık sonuç tutanağının oybirliği ile imzalandığı hallerde, sayım döküm cetvelini düzenleyecek olan kurul ile sandık sonuç tutanağını düzenleyen kurulun aynı olması nedeniyle sandık sonuç tutanağına itibar edilerek yeniden sayım yapılmaksızın itirazlar reddedilmektedir.

Nitekim, Yüksek Seçim Kurulunca; Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığına ilişkin 4040, 4078, 4280, 4302, 4320, 4332, 4344, 4358 ve 4359 no’lu sandıkların cetvellerinin torbalarda bulunmaması nedeniyle torbaların açılarak oyların yeniden sayılması istemi  üzerine Seyhan 4. İlçe Seçim Kurulunca “…4078, 4280, 4302, 4320, 4332, 4344, 4358 ve 4369 sayılı sandıklara ait cetveller bulunamamış ise de, itiraz eden parti yetkililerinin de imzalarının yer aldığı Örnek: 54/1 sayılı tutanaklarda herhangi bir itirazın yer almadığı, bunun yanında itiraz edenlerce bu tutanak verilerinin yanlış olduğu, kendilerine verilen sandık tutanakları ile çeliştiği yönünde somut bir iddia ve kanıt getirilmediğinden bu tutanaklardaki oyların esas alınmasında bir usulsüzlük görülmemiş ve bu yöne ilişkin itirazların da reddine karar verilmek gerekmiştir.” şeklindeki kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Adana İl Seçim Kurulu kararı yerinde bulunarak muterizlerin tüm taleplerinin reddine karar vermiştir (20/04/2009 tarih ve 2009/1378 sayılı YSK kararı).

Sayım döküm cetvelinin yokluğu sandık sonuç tutanağına itiraz edilmediği sürece önem arz etmemekte, itiraz edildiği durumlarda ise gerektiğinde oy torbası açılmak suretiyle bu eksiklik kısa sürede giderilerek sandık sonuç tutanağı denetlenebilmektedir.

Nitekim, Maltepe 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı tarafından Kurulumuz Başkanlığına gönderilen 02/04/2019 tarihli, E. 232343 sayılı yazıda; 31 Mart 2019 Pazar günü yapılan Mahalli İdareler Seçiminde Maltepe İlçesine ait 1. ve 2. İlçe Seçim Kurullarının mahalle muhtarlığı ve ihtiyar heyeti üyeleri sandık tutanakları incelendiğinde, bir kısım sandık kurulunda ihtiyar heyeti adayları için sayım, döküm cetveli tutulmadığından sandık kurulu sonuç tutanağının ihtiyar heyeti üyeleri kısmının tamamen boş olduğu belirtilerek, ilgili sandıklar için ne tür işlem yapılacağı hususunda görüş istenilmesi üzerine “Kurulumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; ihtiyar heyeti adayları için sayım döküm cetveli tutmayan sandık kurulu üyelerini çağırıp tamamlatılması gerektiğine karar verilmesi gerekmiştir.” gerekçesiyle bu eksikliğin sandık kurulu üyeleri çağrılıp tamamlatılması gerektiğine karar verilmiştir (02/04/2019 tarih ve 1725 sayılı YSK Kararı).

90 adet sandıkta sayım döküm cetvellerinde sandık kurulu üyelerinin imzasının bulunmadığı hususuna gelince:

Söz konusu 90 sandığın sandık sonuç tutanakları ile sayım döküm cetvellerinin karşılaştırılması sonucunda, 86 sandıkta partilerin ve bağımsız adayların aldıkları oy sayılarının sayım döküm cetvellerindeki oy sayıları ile aynı olduğu, sadece 4 sandığın birinde yalnızca AkParti’nin oylarının 1 oy fazla (Bağcılar 4002 nolu sandık), iki sandıkta 2 oy fazla (Fatih 1119 numaralı sandık ve Adalar 1029 numaralı sandık),bir sandıkta da 4 oy fazla (Bağcılar 1069 numaralı sandık) yazıldığı, diğer partilerin ve bağımsız adayların oy sayılarının ise sayım döküm cetvellerindeki sayılarla aynı olduğu görülmektedir. Bu tespite göre, anılan sandıklarda sayım döküm cetvellerinin tutulduğu, oyların tespitinin yapıldığı ve sandık sonuç tutanaklarına geçirildiği, ancak aynı zaman diliminde bir arada bulunan ve sandık sonuç tutanağını itiraz şerhi koymaksızın imzalayarak hep birlikte sandık sonucunu teyit ve doğruluğunu taahhüt eden sandık kurulu üyelerinin, sayım döküm cetvellerini imzalamayı ihmal ettiği anlaşılmaktadır.

Gerekçeli kararda “…Sayım döküm cetvellerindeki bu eksiklik tek başına seçim sonucuna müessir olmamakla birlikte, sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı biçimde belirlenmesi ile birlikte değerlendirilmiştir” denilmektedir.

298 sayılı Kanunun130. maddesinde olağanüstü itirazlar “seçimin neticesine müessir olaylar ve haller sebebiyle yapılan itirazlar” olarak tanımlanmaktadır. Bu itibarla, sayım döküm cetvellerindeki bu eksiklik tek başına seçim sonucuna müessir değil ise bu sebebe dayalı yapılan itirazın olağanüstü itiraz kapsamında incelenemeyeceği gerekçesiyle reddedilmesi; bu sebebe dayalı itirazın, sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı biçimde belirlenmesi ile birlikte değerlendirilebilmesi için ise, anılan eksikliklerin tamamının ya da ekseriyetinin sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı biçimde belirlendiği sandıklarda meydana geldiğinin ortaya konulması zorunludur.

Oysa, başkanının kanuna aykırı belirlendiği tespit edilen 754 sandığın sadece 2 tanesinde (Beşiktaş 1034, 1241 numaralı sandıklar) sayım döküm cetvellerinde eksiklik bulunmaktadır. Bu iki sandıkta, sayım döküm cetveli düzenlenmekle birlikte sandık kurulu üyelerince imzalanmadığı görülmektedir.

Ölen seçmenin yerine 6 kişinin,tutuklu ve hükümlülerin yerine de 99 kişinin oy kullandığı iddiasına gelince:

Kurulumuzca verilen 23/04/2019 tarihli ara kararı uyarınca yapılan araştırma sonuçlarının incelenmesinden; sandık seçmen listesinde yer alan; 6 ölen seçmen yerine, 41 ceza infaz ve tutukevinde bulunan tutuklu ve taksirli suçlardan hükümlü seçmen yerine, 58 ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü seçmen yerine toplamda 105 seçmen yerine oy kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu oyların her biri farklı yerlerdeki 105 ayrı sandıkta kullanıldığı görülmektedir. Bu durum olağan olmamakla birlikte, sandık başına oy vermek için gelen seçmenin oyunu kullandıktan sonra seçmen listesinde adının karşısına imzasının alınması sırasında imzanın bir alt veya bir üst satıra sehven atılmış olmasından kaynaklanması kuvvetle muhtemeldir. Diğer bir husus, oy kullandığı işaretlenen ölü, hükümlü, tutuklu seçmenler ile kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanları eşleşmesi yapıldığında 754 sandığın sadece 3 tanesinde tutuklu, hükümlü ve ölü seçmen yerine toplamda her birinde 1 oy olmak üzere 3 oy kullanılmış görüldüğü anlaşılmıştır (Başakşehir 2306, Beşiktaş 1239 ve Fatih 3205 numaralı sandıklar).

İstanbul İlindeki oy kullanan seçmen sayısının 8.865.072 olduğu göz önüne alındığında seksenbeşbindebir oranına tekabül eden ve seçim sonucuna tesir etmeyen bu sayıdan hareketle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinde usulsüzlük yapıldığını söylemek mümkün değildir.

601 Kısıtlı Seçmenin Oy Kullandığı İddiasına gelince:

298 sayılı Kanunun 8. maddesinde kısıtlı olanların seçmen olamayacakları, anılan Kanunun 33. maddesinde ise, kısıtlı olan seçmenlerin seçmen kütüğünden çıkartılacağı düzenlenmiş, yine Yüksek Seçim Kurulunun 28/12/2018 tarihli, 2018/1134 sayılı karar eki 140/I sayılı Güncelleştirme Genelgesi uyarınca da 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 405 ve 406. maddelerindeki sebeplerle haklarında kısıtlama kararı kesinleşenlere ait bilgilerin, Adalet Bakanlığından alınarak, bu kişilerin kayıtlarının dondurulacağı ve bu şekilde oluşan muhtarlık bölgesi askı listelerinin güncelleştirilmek amacıyla askıya çıkarılacağı düzenlenmiş, askı süresi içerisinde de kısıtlı olduğu bilgisi ilgili mahkemelerden ulaşan kısıtlıların seçmen kayıtları dondurulmuştur.

Askıya çıkan muhtarlık bölgesi askı listeleri itiraz sürelerinin bitmesi ve itiraz üzerine verilen kararların kütüğe işlenmesinden sonra elde edilen kütükten sandık bölgesi askı listeleri oluşturulmuştur.

Sandık bölgesi askı listelerinin dökümleri alınmadan önce Güncelleştirme Genelgesinin 14. maddesi uyarınca da 23 Mart 2019 Cumartesi günü, Adalet Bakanlığından alınan bilgilere göre kısıtlı olan seçmenler (4721 sayılı Kanunun 405 ve 406. maddelerine göre), hakkında Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce sandık seçmen listelerine “oy kullanamaz” şerhi düşülmüştür.

Haklarında kısıtlama kararı kesinleşenlere ait bilgilerin, kararı veren mahkemelerce UYAP sistemine girilmemesi nedeniyle Adalet Bakanlığınca gönderilen listelerde ismi yer almayanların sandık seçmen listesinde oy kullanabilir durumda görülmeleri nedeniyle seçim kurullarına yüklenebilecek bir kusur yoktur.

Kaldı ki, kısıtlı olanların oy kullandıklarının seçimden sonra tespit edilmesi ve oy kullanan kısıtlı seçmen sayısının seçim sonucuna tesir etmesi halinde bu husus Yüksek Seçim Kurulunca her zaman dikkate alınmaktadır.

İstanbul İlinin toplam seçmen sayısının 10.560.963 olduğu gözönüne alındığında 601 kısıtlı seçmenin oy kullanmış olmasının seçimin iptalini gerektirecek bir usulsüzlük olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Gerçekleştiği iddia edilen olaylar ve ileri sürülen hukuki sebepler, itiraz dilekçesi ve ekleri ile Kurulumuzca verilen ara kararı uyarınca toplanan bilgi ve belgelere göre seçimin sonucuna müessir olmadığından, itirazın reddi gerektiği görüşüyle aksi yönde verilen karara katılmıyorum.


 

Etiketler: » » » » » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

Yandex.Metrica