logo

Doç. Dr. Sümer’den Ülkücülere Çağrı, Ülkücü Düşmanı Kırımlılar Dış Mikrakların Adamı

ÜLKÜ OCAKLARI EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI’nın Mayıs 2016 sayılı Ülkü Ocakları Dergisinde Kırım Türkleri başta olmak üzere TürkDünyası çalışmalarıyla tanınan Doç.Dr. Kutluk Kağan Sümer beyin yazısı

Kırımı İşgalin İkinci Yılında Kırım Türkleri, Rusya ve Ülkücü Hareket

Kutluk Kağan SÜMER

Kırımın işgaline Kadar Tırmanan Kriz
Son 20 yılda Doğu Blokunun çöküşüyle beraber dünya dengeleri değişmeye başladı. Sovyetler Birliği gerek Balkan gerek doğu Avrupa gerekse Orta Asya coğrafyasındaki hedeflerinden nispeten vazgeçmek zorunda kaldı. Sovyetler Birliğinden boşalan coğrafyada gerek AB gerekse ABD yoğun bir şekilde söz sahibi oldu. ABD öncelikle orta doğuda söz sahibi olmayı benimserken Avrupa Birliği Doğu Avrupa ve Balkanlarda etkisini arttırdı. Bu etki zaman içinde de Rusya Federasyonunun bölge üzerindeki etki ve çıkarlarını zorlayacak boyutlara ulaşmış oldu. Coğrafyada eski SSCB’den yetişen Rusya’ya bağlı liderler, Rus etnik nüfus ve Rusya’nın daha Sovyetler devrinden hazırladığı nifak tohumları bölgedeki siyasi gerginliği daha da tırmandırmıştır.
Her ne kadar Transdinyester, Abhazya, Güney Osetya, Çeçenistan, Dağlık Karabağ’da bu gerilim yer yer patlak verdiyse de genellikle “Dondurulmuş Çatışmalar (Frozen Conflicts)” sürüp gitmiştir. Bu durum hem Rusya Federasyonu içinde ve dışında birçok yerde mevcuttur. Bundan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Beyaz Rusya, Baltık Cumhuriyetleri ve Ukrayna da nasibini almıştır. Geçen yirmi yılı en iyi yansıtan cümle belki de Dondurulmuş Çatışmalar (Frozen Conflicts) olmalıdır. Geçen yirmi yılın sonunda bu çatışmaların buzları yavaş yavaş erimeye başlamış dondurulmuş çatışmalar yer yer alevlenmiştir.
petrolPetrol fiyatlarının hızla yükselmesi ile ekonomik problemlerini düzelten Rusya bölgede tekrar söz sahibi olmak istediğinde karşısında bölge kaynaklarını yönetmeye başlamış AB ve ABD’yi bulmuştur. Tabi ki bu da daha öncede zikrettiğimiz üzere dondurulmuş çatışmaların artık buzlarının çözülmesi anlamına gelmekteydi. Gerek nüfus yoğunluğu, gerek yakın coğrafya olması, gerek kültürel yakınlıklar, gerek Karadeniz donanması gerekse AB ile en yakın ilişkileri kurmaya çalışan Ukrayna’da öncelikle buzlar eritilmeye başlanmıştır.
Neredeyse iç savaşa varan çatışmalar sonrasında Kiev’de bağımsızlık ve AB taraftarları “Euro Meidan” gösterileri sonrasında Rusya taraftarı Cumhurbaşkanını kaçırarak Ukrayna’da yönetimi ele geçirmiş oldular. Rusya AB ye karşı bir ileri karakolunu kaybetmek üzereydi. Tarihte Rusya’yı Rusya yapan, Avrupa ve Osmanlıya karşı ileri karakol vazifesi gören Ukrayna (Kiev Kıynazlığı) Avrupa’ya yakınlaşmaktaydı. Ukrayna’nın her yerinde etnik Ruslar ve Rusya federasyonu taraftarları çatışmalar yaratmaya başladı. Tarihin tekerrürü olsa gerekirse silahlı çatışmaya en uygun yer Kırım gibi gözükmekteydi. Kırım Harbi Avrupa’nın olduğu gibi Rusya’nın da hafızasında halen çok tazeydi. Etnik nüfus olarak da askeri güç olarak da Rusya’nın en güçlü olduğu yer Kırım’dı. Bölge yakın tarihte etnik arındırılamaya tabi tutulmuş Kırım Tatarlarından temizlenmişti. Onların yerine Rus aileler yerleştirilmiş, Sovyetler devrinde bir dağılma düşünülmediği için Ukrayna’ya bırakılmıştı. Fakat Rusya için stratejik ve romantik açıdan büyük önem arz etmekteydi. Her ne kadar bölgede Ukraynalılar ve özellikle 1987 sonrasında vatanlarına geri dönmeye çalışan Kırım Tatarları varsa da bunlar etnik ve siyasi olarak zayıftı. Kiev’de kaybedilen meydan (Euro Meidan) Kırımda kazanılabilirdi. Kırımdaki etnik Ruslar tetiklendi. Çoğunluğu Rus olan Kırım Bölge parlamentosundan bir Rusya’ya bağlanma kararı çıkarılmaya çalışılmaktaydı. Bu oldubittiye beklenmedik şekilde Kırım Tatarları parlamento önünde etten bir duvar örerek karşı durdular. Maalesef ertesi sabah ağır silahlı birlikler Akmescit (Simferepol) hava alanını ve parlamentoyu işgal ettiler. 16 Mart 2014 de silahların gölgesinde yapılan gayri demokratik oturumda sözde bir Rusya’ya bağlanma kararı çıktı. Rusya zaten fiilen başlamış olan işgali böylece meşrulaştırmak çabasına girişti. Buzlar erimeye başlamıştı Birçok batılı aydına göre bu yeni birçok kutuplu dünya düzeninin ilk habercisiydi.
Bu kadar sert çatışmalara ve bölgesel kutuplaşmalara sebep olan Kırım’ı mercek altına yatıracak olursak yaklaşık 2 milyon kişilik nüfusunun %58,32 sinin Rus, %24 ünün Ukraynalı, %12,1 inin Kırım Türkü olduğunu görebiliriz.
nufus sayımı
Kırımdaki Etnik Yapı ve Etnik Guruplar:
Kırım Yarımadası nüfusunun büyük çoğunluğu Rus olmakla birlikte, ülkede Ukraynalılar ve Kırım Tatarları oldukça büyük nüfusa sahiptir. Ruslar: %58,32; Ukraynalılar: %24,32; Kırım Tatarları: %12,1; Beyaz Ruslar: %1,44; Tatarlar: %0,54; Ermeniler: %0,43; ve Yahudiler: %0,22. Diğer azınlık grupları: Polonyalılar, Moldovalılar, Azeriler, Özbekler, Koreliler, Yunanlar ve Karadeniz Almanları, Çuvaşlar, Romanlar, Bulgarlar ve Gürcüler’dir.

Kırımın Yeniden İşgali ve Kırım Türklüğü
Malumunuz olduğu üzere Kırım Yarım Adası Ukrayna’ya bağlı bir özerk cumhuriyetti. Kırım Türkleri en son 18 Mayıs 1944 yılındaki top yekûn sürgünden sonra 1988 yılında Moskova’da yaptıkları gösteriler sonrasında büyük gayretlerle ve inanılmaz bir vatan mücadelesiyle vatanlarına yeni yeni dönebilmişti. 
1768 den sonra Kırım Türkleri yapılan baskılar, Hristiyanlaştırma faaliyetleri, suni açlıklar, çeşitli sebepli sürgünler sonucunda nüfuslarının çok büyük kısmını başta Türkiye olmak üzere Romanya, Bulgaristan a göçmen vermiştir. 
18 Mayıs 1944 de Kırım Türkleri Stalin Kasabının emriyle bir gece yarısı vatanlarından çıkarıldılar. Bu 20.yy’ın yüz karası katliamda nüfuslarının neredeyse yarısını kaybettiler. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin dört bir yanına dağıtıldılar. Bir araya gelmeleri yasaklandı. Vatan haini ilan edildiler. Horlandılar.
Büyük bir mücadele verdiler. Sürgünler, hapisler, çalışma kampları, ölüm ve korku günleri. 
Mücadele ettiler. Var oldular…KIRIMOGLU
Eski Sovyetler Birliğindeki nüfusları olan 450 000 Kırım Türkünün yaklaşık 300 000 i Turan Yazgan Ödüllü, meşhur milli kahramanları Mustafa Abdülcemil Kırımoğlunun yol başçılığında vatanlarına dönebildiler. Maalesef halen 150 000 civarında Kırım Türk’ü Orta Asya’nın dört bir yanındaki sürgün yerlerinden dönmeyi başaramadılar. 
1988 de SSCB ye karşı ilk ateşi onlar yaktı. Günlerce Moskova kızıl meydanını işgal ettiler. Tek istekleri vardı vatan Kırım’a dönebilmek.
Bundan sonra peder pey çok zor imkânlarla dönebildiler vatan Kırım’a. İlk dönenler büyük bir fakru zaruret için de tutundular vatan toprağına. Kendilerini topraklarından çıkarmak isteyen güçlere karşı cansiperane bir demokrasi ve insan hakları savaşı verdiler.
Kırım Yarım Adasının Ukrayna’ya bağlı bir özerk cumhuriyet olduğunu nakletmiştim. Ukrayna’da 2004 yılındaki Turuncu devrim sonrasında başlayan 2013 ün son günlerinde daha da gerginleşen olaylara sahne oldu. Ukrayna Avrupa Birliği ve batılılaşma mücadelesine girişti. Bunun karşısındaki en önemli engel ise Rusya yanlısı Ukrayna Cumhurbaşkanı Yanukoviç ve Rus yoğun nüfuslu Ukrayna’nın doğu bölgeleriydi.
rus kiev
Kırım Türkleri bu olaylarda önce Ukrayna’nın Başkenti Kiev’de 2013′te başlayan Euromaidan (AVRUPA MEYDANI) protestolarına destek verdiler. Tam Ukrayna kurtuldu derken Rusya Federasyonu bu yangında Kırım’a gözünü dikti. İçinde zaten Kırım Türklerinin hiçbir temsilcisi olmayan Kırım Parlamentosu bağımsızlık kararı vermeye kalktı. Kırım Türkleri 5 Martta Kırım Parlamentosu önünde etten bir duvar oldular. Bunun üzerine 6 Mart sabahı önce parlamento binası sonra hava alanı Rus komandoları tarafından işgal edildi. Silahların gölgesinde Kırım Parlamentosu Referandum kararı aldı. 
Ardından Rusya Parlamentosu Duması ve parlamentonun üst kanadı Kırım’a askeri müdahale kararı aldı. Bu kararın ardından Kırım Parlamentosu silahların gölgesinde Kırım’ın 1992 anayasasına geri dönüş ve bağımsızlığı 16 Mart 2014 de oylama kararı aldı.
Kırım iki yılı aşkın bir zamandan beri hala Rus işgali altında. Vatana giriş yasakları, yıldırma politikaları, tutuklamalar, kurumların kapatılması, provokosyanlar, kaybolan insanlar sürüyor.
Yapılması Gereken Neler Var
Hüseyin Nihal ATSIZ’ın da naklettiği gibi “Rusya yumruğu güçlü fakat kalbi zayıf bir boksör gibidir.” Bu boksörün birinci problemi demografik kriz diğeri ekonomik krizdir. Bütün yayılmacı hareket tarzına, konvansiyonel ve nükleer silah üstünlüğüne rağmen koca boksörün küt diye bir kalp sekmesinden gitmesi beklenebilir. 
Bu kalp rahatsızlığı ani ölüm riskinden farklı olarak söz konusu hastalık boksörün neredeyse bütün hareketlerini kısıtlamaktadır.
Rusya ekonomik açıdan her geçen gün derinleşen bir krizle muhatap olmaktadır. Sonuç olarak Rusya’ya Ağustos 2014 de başlayan 2016 yılında da dayatılan AB’den tarım-gıda ithalat yasağının da etkisiyle Rusya’nın resesyona girmesi beklenmektedir. Kuşkusuz sancılı, ama yönetilebilir bu kayıplar açıkça% 10′dan daha fazla bir bir ticaret düşüşü ve kayıplara yol açacaktır. Rusya’da ekonomik koşullar son aylarda daha hızlı bir oranda bozulmuştur. Rusya’dan sermaye kaçışı ruble ye % 50′den fazla değer kaybetmiştir, enflasyon artmıştır ve Rus ekonomisinin 2016 yılında% 3.0 daralacağını tahmin edilmektedir.

İçerideki ekonomik kriz 2014 de başlayan siyasi krizlerle birlikte iyice tırmanmaya başladı. Belki de yapılması gereken en doğru hareket popülist politikalardı ki Rusya’da tekrar Rus milliyetçiliğinin tekrar yükselmeye başladığı yıllarda bu yıllar oldu. Fakat bu milliyetçilik klasik anlamda panslavizmden farklıbir Rus milliyetçiliğiydi. 
ABD ise iki kutuplu bir dünya düzeninde Avrupa Birliğine ve Rusya’ya karşı 1990 öncesi tavırlarına ve politikalarına geri dönecektir. Kırım’ın işgali dünyayı muhtemel bir ikinci Kırım harbine doğru sürüklemektedir. Türkiye’nin Kırım Türklüğüne karşı tavrı da ilk Kırım Harbindekinden çok da farklı değildir. Bu bağlamda dış politika açısından birinci Kırım harbinden farklı davranmayan Türkiye’nin karşılaşacağı muhtemel sonuçlar da birinci Kırım harbinden farklı olmayacaktır.
MISIR UCAK_640x334 (400 x 209)
Rusya eski kuşak ajanları üzerinden provokasyonlara devam etmektedir. Bu gurupta Rus gazetelerinde Ülkü Ocakları aleyhine haberler çıkarılmakta ülkü ocakları olayların ve çatışmaların içerisine çekilmeye çalışılmaktadır. Türkiye de bir takım guruplar “Bozkurt yapmayın lan…”noktasına varıncaya kadar Kırım Türklerinin davasına destek veren ülkücüleri meydanlardan kovarak Kırım Türklerini yalnızlaştırmaya çalışmakta; Bir takım mihraklar da Kırım Türklüğü yerine bir mikro Tatar milliyetçiliğine sarılarak Kırım Türkünü yalnızlaştırmaya çalışmaktadır. Bu konuda ülkücülerin daima uyanık olarak Kırım Türkünü yalnız bırakmamaya özen göstermesi elzemdir. Bu arada bir takım kişiler kendilerini Kırımlı Ülkücüler ilan ederek Türkiye de yardım toplamaya ve provokasyonlar yapmaya çalışmaktadır. Kırım Türklüğünün mücadele organı Kırım Tatar Milli Hareketi ve Kırım Tatar Milli Meclisidir. Bu organların içinde başından beri ülkücüler tarafından simge haline getirilmiş CEMİLOĞLU (Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu) vardır. Bu mihraklar Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nu da yalnızlaştırmaya ve itibarsızlaştırmaya özen göstermektedir. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu vatanına sokulmamakta Ukrayna’da yaşamak zorunda bırakılmaktadır. İşgal altındaki Kırım’da Kırım Türklerinin Tüm organları lağvedilmiş yöneticileri gözaltına alınmıştır. Bütün bunlar yokmuş gibi Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na Ukraynada yaşaması kaynaklı hakaretler yöneltilmektedir. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu hayatını Kırım Türklüğüne, SSCB, Komünizm ve Rusya’yla mücadeleye adamış fedakâr bir Türk milliyetçisidir.
Turan Yazgan Ödüllü, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu mücadelesini şöyle özetliyordu: “ Ömrümün sonuna kadar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile mücadele edeceğime yemin etmiştim. Fakat SSCB’in ömrü vefa etmedi”.

KIRIM (300 x 195)

Kırım Türkleri
Kırımdaki huzur ve barışın bozulmasını,
Ukrayna’nın Toprak Bütünlüğünün bozulmasını,
Rusya Federasyonunun Kırım’ı işgal etmesini,
Kırım Türklerinin varlıklarının hiçe sayılmasını,
Uluslararası usul ve temayüllere aykırı olarak, üzerine silahların gölgesi düşmüş, gayri demokratik, yangından mal kaçırırcasına yapılmaya çalışan referandumu protesto ediyorlar. Onları bu haklı protestolarında meydanlarda yalnız bırakmayın. 

 

Kırım Türklerinin öz vatanlarına dönüşlerinin hızlandırılmasını, İnsanca yaşama ve temsil edilme haklarının verilmesini talep ediyorlar.
Kırım Türklerinin temsil organının Kırım Tatar Milli Meclisi olduğunu ve Türkiye’de yaşayan Kırım Türklerinin soydaşlarının arkasında olduğunu bir kez daha kamuoyuna deklare ediyorlar.
Özetle Ülkücülerin provakasyonlara ve Kırım Türklerini yalnızlaştırmaya yönelik politikalara aldanmamalıdır. Yaptıkları her hareketi ülkü ocakları yönetimi ve teşkilatlarıyla müzakere ederek yapmalarında fayda vardır.

Kırım Türk’tür. Türk Kalacak.
Tanrı Türk’ü Korusun!

Etiketler: » » » » » » » » » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

Yandex.Metrica