logo

PARTİLİ CUMHURBAŞKANI KRİZ ÇÖZMEZ KRİZ YARATIR!

PARTİLİ CUMHURBAŞKANI KRİZ ÇÖZMEZ KRİZ YARATIR!

Diyelim ki AKP’nin dediği oldu ve cumhurbaşkanının partili olması sağlandı.

İşte asıl büyük kaos o zaman çıkar.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, öncelikle AKP’ye üyelik başvurusu yapacak, sonra üye olacak.

Peki üye olmakla kalacak mı?

Elbette hayır!

Genel Başkan olmak isteyecek.
Kongre toplanacak ve de genel başkan olacak.

Şimdi durumu düşünün; Tayyip Erdoğan hem Cumhurbaşkanı hem de AKP Genel Başkanı.

Peki Başbakan kim olacak? AKP Genel Başkan yardımcılarından biri mi?

Anlayacağınız gibi, partili Cumhurbaşkanının olduğu bir sistemde

Başbakana gerek kalmaz!

Bunun adı fiili Başkanlık olur.

Şimdi bile düşük profilli Başbakan arayan biri, işte o zaman

Başbakanlık makamını ortadan fiilen kaldırmış olur.

Ama kriz başlamış olur bir kere.

Anayasamıza göre Hükümeti bir parti kurar ama hükümet Meclis’ten çıkar. Yani milletvekili olmayan AKP’lilerin, hükümet 
işine karışma hakkı yoktur.

Düşünsenize Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, hem AKP’nin Genel Başkanı olacak hem de Hükümet işlerine yani Yürütme işine ve elbette Yasama işine karışamayacak!

Bu basit örneklerde de görüldüğü gibi, partili Cumhurbaşkanı demek, kuvvetler ayrılığı rejiminin ortadan kaldırılması anlamına 
gelir ki, bu Anayasa’yı ortadan kaldırmaktır, darbedir.

Çünkü siz Anayasa’nın sadece 3-4 maddesini değiştirmiş olmakla kalmazsınız, aynı zamanda Yasama’yı, Yürütme’yi, Cumhurbaşkanlığı’nı ilgilendiren tüm maddelerini de fiilen ortadan kaldırmış olursunuz.

Ama partili cumhurbaşkanının yaratacağı sistem krizi bununla da sınırlı kalmayacaktır.

Parti üyesi olan Cumhurbaşkanı, mecburen Siyasal Partiler Kanunu’na uymak zorunda olacaktır.

Biliyorsunuz tüm siyasal partiler hem kurumsal olarak hem de yöneticileri ve üyeleri ile birlikte, bu kanuna uymak zorundadır.

Hatırlayın, AKP hakkında daha önce bir kapatma davası açılmıştı, belli yaptırımlar uygulandı, daha önce yine RP kapatıldı, parti genel başkanı Necmettin Erbakan’a siyasal yasak geldi. Zaten

Tayyip Erdoğan’ın önü de böylece açılmış oldu.

Şimdi düşünün, sorumsuz olduğu için Cumhurbaşkanı sıfatı ile her gün Anayasa’yı çiğneyen, Ceza Kanunlarına ve Siyasal Partiler kanunlarına aykırı hareket eden Tayyip Erdoğan, böylesi bir durumda AKP üyesi ve yöneticisi sıfatı ile yargılanabilir.

Milletvekili olmayacağı için her parti üyesi gibi, gözaltına alınabilir, savcılığa çıkartılabilir, tutuklanabilir.

Böylesi bir kriz anında ne diyecektir Tayyip Erdoğan: Ben o sözlerimi AKP Genel Başkanı sıfatı ile değil Cumhurbaşkanı sıfatım ile yaptım mı diyecektir?

Hadi diyelim ki bunlar olmadı ama AKP için bir kapatma davası açıldı, AKP Genel Başkanı olan Tayyip Erdoğan’a da siyasal yasak geldi.

Ne olacaktır? Siyaset yapması yasaklanan Tayyip Erdoğan’ın 
Cumhurbaşkanı makamında hâlâ kalması düşünülebilir mi?

Bir de parti içi bir bölünme olduğunu düşünsenize.

AKP’li bir grup yöneticinin başvurusu ile AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan disipline sevk edilse ne olacaktır?

Ya partiden ihraç edilse?

Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst makamını işgal eden biri partiden atılmış! Bu cumhurbaşkanlığı makamını açıkça aşağılamak olmaz mı?

Örnekleri çoğaltmamız mümkün ama gerek yok. Her örnek yeni bir kriz ortaya çıkartacaktır. Neresinden tutarsanız tutun, partili cumhurbaşkanı kriz çözmez kriz yaratır.

İster partili cumhurbaşkanı densin isterse başkanlık, yapılan öneri Anayasa’nın toptan ortadan kaldırılması önerisidir, darbe teklifidir, yapılan tüm çalışmalar darbeye hazırlıktır, iştirak eden herkes darbeye fiilen iştirak etmiş olur.

AKP’liler bir kez daha düşünsün derim.

Tayyip Erdoğan, şu anda yakın çevresindeki bir grup ile Anayasa’yı çiğnemektedir, bu suçtur ve er geç bu suçun cezasını çekecektir.

Ama iş sistemi değiştirmeye gelirse, AKP bir darbe çetesi olmuş olur. İdam yok diye de sevinmeyin, üçer beşer müebbetten az almaz kimse…

GÖKÇE FIRAT

Etiketler: » » » » » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

Yandex.Metrica